Üretme Organlarındaki Fistüller

Kategorisi

fistüller

KADINDA üreme organları ile idrar yolları arasındaki yakın komşuluktan ötürü, bu iki sistem arasında fistüller meydana gelebilir. Üreme organlarından her hangi biriyle idrar yollarının herhangi bir bölümü arasında meydana çıkan iştirak alâkalı organlara göre isim alır.

En sık görüleni idrar kesesi ile hazne (Vajina) arasında olan fistüldür. Gebelikte idrar kesesi rahimin yaptığı basınçla normal yerinden sağa doğru çıkar. Çocuğun başı pelvis içine girerken idrar kesesini de pelvis giriminden yukarı doğru iter, baş ne kadar derine giderse idrar kesesinin alt kısmı o kadar yukarı çıkar. Rahimin idrar kesesi üzerine yaptığı basınç ve idrar kesesi cidarının dolgunluğu, hamilelerde sık sık idrar etme ihtiyacını doğurur.

İdrar kesesi ve idrar yollarının alt kısmı, doğumun ve ilerleme devresinde başın büyüklüğü ve doğumun sürmesi oranında artan bir basınç al--alırlar. Bu ezilme, sıkısına sonucu kas içinde ve mukoza altında ufak kanamalar ve idrar kesesi ağzında ödem olur Bu sebepten lohusalarda çok defa idrar etme güçlüğü görülür. Eğer çocuk başı ile pelvis arasında, doğumu güçleştirecek derecede- oransızlık bulunursa, baş pelvis üzerinde veya içinde uzun süre kalır. Bu şekilde baş yumuşak kısımlara, bu arada idrar kesesi üzerine sürekli basınç yapar. Çocuğun başı ile kemik arasında sıkışıp kalan idrar kesesi duvarı, vajina İle idrar kesesi arasındaki bölüme ve haznenin ön duvarı önce kansız kalır sonra nekroza uğrar, yani doku ölür. Sonradan ölü doku parçaları dışarı atılır, yerinde bir delik yani fistül kalır. İdrar kesesi komşuluğu yüzünden bu basınçtan kendini kurtaramaz, idrar yolunun idrar kesesinin alt kısmındaki bölümü ancak yukarıya fazla çekilmiş olduğu hallerde, üst bölüm ise iltihap veya ameliyat sonucu rahim boynu yanma tespit edilmişse aynı tehlike ile karşı karşıyadır.

Anne rahminde ölen bir çocuğun forseple alınması vajinal sezaryenler, çocuğun kafa kemiklerini parçaladıktan sonra dışarı çıkarabildiği hallerde kullanılan aletin ve kırılan baş kemiklerinin zedelenmesi sonucu da meydana gelebilir. Genellikle bu çeşit yaralanmalarda idrarın vajinadan akması, hemen yaralanmayı takip eder. Bu, bazen loşilerle (Lohusalık akıntısı) karıştırılarak gözden kaçar. Doğumdan olan fistüller çok erken veya kusurlu müdahalelerden ziyade, çok geç veya hiç müdahale edilmemekten ötürü olurlar.

Çocuk düşürmek için yanlışlıkla idrar kesesi içine sokulan âletler veya cisimlerde fistül yaparlar.
Bazı üreme organları ameliyatlardan sonra da fistül teşekkül ettiği görülmüştür. Vajinaya müdahalede kanser ameliyatlarında idrar yolu ve idrar kesesi yaralanabilir.
Vajina ve rahim boynu kanserleri ilerleyerek idrar kesesi içine kadar giderek fistül yapabilir.
Büyük mesane taşları olan kadınlarda doğum sırasında, taşın çocuk başı tarafından öne itilerek hazne duvarını delip dışarı atıldığı ender de olsa görülmüştür.
Kaza sonucu delinmeler de vardır. Bu kadının sivri ve delici bir cisim üzerine düştüğü zaman olur.

Fistüller değişik büyüklükte olurlar. Sekiz santim çapında olanlar bile görülmüştür. Vajinanın kısmen çürümüş olarak atılması ve vulvadaki madde kaybı basen o kadar fazla olabilir ki, vajinadan çok az bir şey geriye kalmıştır. İdrar kesesi ile vajina arasındaki bölmenin ortadan kalktığı vakalar vardır.
Hastalık klinik muayene ile kolayca anlaşıldığı gibi, hasta idrarının elinde olmaksızın aktığını görür veya hisseder. Eğer idrar kesesi ağzında tam yetersizlik meydana gelmemişse ve fistül büyük değilse hasta bir kısım idrarını normal yoldan yapabilir.

Böyle hastalarda yeterli derecede temizlik yapabilmek çok güç olduğundan vulva ve vajina iltihapları, anus çevresi ülserasyonları çok görülür.
Hasta sürekli idrar koktuğu ve ıslak olduğu için. çok rahatsız olur. Hiç bir iş yapamaz hale gelir ve toplumdan kaçmak en büyük arzusudur. Bu hal onu kısa zamanda yıpratır ve çökertir. Böyle uzun süren fistüller genellikle uygarlıktan uzak, doktorsuz ve hastanesiz bölgelerde yaşayan kadınlarda görülür. Aralarında bu özründen ötürü kocası ve yakınları tarafından hayvan barakalarında onlarla beraber yaşamağa mecbur edilmiş olanlar vardır. Seneler sonra herhangi bir tesadüfle şehirlere düşüp hastaneleri bularak bu dertten kurtulabilenlere rastlanmıştır. Bunlar toplumun sarılması gereken yaralarıdır.
Fistüller ameliyatla büyük çoğunlukla tam bir şifaya kavuşur.

Tedavisinin uzun süreli olmasından başka bir güçlüğü yoktur. Ameliyattan evvel hasta kontrol altına alınır ve bu arada eğer varsa önce iltihap tedavi edilir. Bütün fistüller büzülmeğe ve iyi olmağa meyillidirler. Kendi kendine kapananlar vardır. Aksi halde ameliyata başvurulur.
Üreme organları kanserleri ve yaralanma sonucu rektum ile vajina arasında fistül olabilir. Bu defa büyük abdest hazneden gelir. Normalde idrar steril yani mikropsuzdur. Buna karşılık dışkıda bol miktarda mikrop bulunur. Fakat çalışma kolaylığı ve etrafındaki organların önemi bakımından rekto vajinal fistüller önem bakımından vesiko vajinal fistüller kadar değildir.

Rekto vajinal fistüllerde de önce bekleyip varsa iltihabı geçirmek gereklidir. Bu arada fistülün kapanma şansı da vardır. Eğer kapanmazsa yine ameliyat yapmak lâzımdır.