Sifilis Teşhiş ve Tedavi


frengi tedavi

Sifilisin belirtileri değişiklikler gösterir. Cinsel ilişkiden meydana gelen bulaşmayla ilk belirtilerin ortaya çıkması arasındaki kuluçka devresi, on günden üç aya kadar değişir. Sifilisin ilk belirtileri erkekte erkenden ortaya çıkarsa da, tanınmayabilir ya da üzerinde durulmayabilir. Kadın sifilis taşıyıcısı olduğu halde, kendinde hiçbir şey fark etmeyebilir.
Sifilis teşhisinde en önemli nokta kan testleridir. Hastalığı belirli aşamalarında ortaya çıkarmanın tek yoludur. Bu kan testleri iki gruptur: Spesifik ve nonspesifik.

Nonspesifik testler (şimdi daha kesin VDRL tarafından geniş ölçüde yeri alınmış olan ünlü Wassermann testi gibi), genel taramalarda ve bağışıklık cisimlerini saptama yoluyla yarar sağlar. Bu testler birçok ülkede evlenmek için zorunlu olarak istenmektedir. Nonspesifik testlerin sonuçları pozitif çıktığı, fakat kesin teşhis için daha ileri tetkiklerin gerektiği durumlarda spesifik testler istenir. Belirli aşamalarında hiçbir belirti göstermeyen sifiliste bu durum sık sık olur. TPI (Treponema pallidum immobi-lizasyon) ve FTA-ABS (Fluerescent Treponemal Antibody-Absorbed) gibi testler, sifilise karşı mücadele edebilmek için vücudun ürettiği bağışıklık cisimlerini ortaya çıkarabilir. Spesifik testler sifilisi ortaya çıkarmakla kalmaz, tedaviye yol da gösterir. Bu testler pozitiften negatife dönünce, hastalık İyi olmuş demektir. Taze bir lezyon bulunduğu takdirde, bunun üstü kazınıp bir mikroskop (karanlık alan mikroskobu) altında incelenerek de sifilis teşhisi konulabilir. Bu teşhis tekniğine sadece zührevi hastalıklar uzmanları başvururlar.

On beşinci yüzyıldaki doktorların buldukları Arap yazılarında, uyuzu tedavi etmek için kullanılan cıvalı merhemler tanımlanıyordu. Buna benzer deri yaraları sifiliste de olduğu için sonraki dört yüzyıl boyunca bu merhem kullanıldı. Hastalara bu. ilaç kalın bir tabaka yapacak biçimde sürülür, sıcak, buhar dolu. bir odada otuz gün terletilirdi. Çok kişiye, bilgisiz doktorlar tarafından yüksek, zehirleyici dozlarda ilaç verilirdi. Hastalardan, sürekli olarak salya akar, ağızlarında, dudaklarında yaralar olur,, diş etleri şişer ve dişleri dökülürdü. Birçokları bu zorlu tedaviyi yürütmektense ölümü yeğlerdi.Bugün sifilis tedavisinde penisilin en etkili ilaçtır. Trepo-nema pallidum bu ilaca karşı özellikle duyarlıdır. Penisilinin miktarı sifilisin aşamasına bağlıdır, birincil ve ikincil sifiliste' normal doz, 2.400.000 ünite benzathine penisilin G'nin bir defada, ve kalçadan zerkedilip bir hafta sonra tekrarlanmasıdır. Başlangıç halindeki ve aktif sifilis bu tedaviye hemen cevap verir, daha ileri safhalardaki vakalardaysa daha yüksek dozlar gerekir. Bununla birlikte tedavi vakaya göre değişir ve sadece zührevi. hastalıklar uzmanlarınca yürütülmeli, tedaviye alman cevap da. onlar tarafından değerlendirilmelidir. Sonuç tatmin edici değilse, daha yüksek dozlar uygulanır. Birincil sifiliste henüz pozitif kan testi meydana gelmeden tedaviye başlanmışsa, büyük doka değişiklikleri yapmalarına fırsat vermeden mikroplar yok edildikleri için testler negatif olarak kalır. Test henüz pozitif olmuşsa, tedavinin etkinliği, testlerdeki değişiklikten ve belirtilerin kaybolmasından anlaşılıp değerlendirilir. Penisiline duyarlı hastalarda, eritromisin, terraraisin gibi başka antibiotikler kullanılır. Sifilisin son aşamasında ve doğuştan sifiliste antibiotik tedavisinin etkinliği fazla değildir, sifilis bunlarla tedavi edilebilirse de, yaptığı harabiyet öylece kalır. Sifilis öyle tehlikeli bir hastalıktır ki, ancak bu hastalığın teşhis ve tedavisindeki en sor» gelişmeleri izleyen uzmanlar tarafından tedavi edilmelidir.