Sevişme Yöntemleri

Kategorisi

cinsel pozisyon

Amaç ister arzuyu kışkırtmak, hayal gücünü harekete geçirmek, alışkanlıkların yol açtığı biteviyeliği yıkmak, isterse eşler arasındaki organik uyumsuzluğu aşmak, doğurganlığa, soyun üremesine azami ölçüde katkıda bulunmak olsun, pozisyonlardan bahsetmek kaçınılmaz oluyor. Dr. Elio Occhipinti, seksolog Seksten söz edildiğinde konu er ya da geç sevişme pozisyonlarına geliyor. İsa'dan önceki çağlardan beri konuşulduğuna bakılacak olursa, önemli, hayal gücünü kışkırtan bir konu. Amaç ister arzuyu kışkırtmak, hayal gücünü harekete geçirmek, alışkanlıkların yol açtığı biteviyeliği yıkmak, isterse eşler arasındaki organik uyumsuzluğu aşmak, doğurganlığa, soyun üremesine azami ölçüde katkıda bulunmak olsun, cinsel pozisyonlardan bahsetmek kaçınılmaz oluyor. Ama yine de, cinsel davranışlar konusundaki araştırmalar, büyük çoğunluğun iki üç sevişme pozisyondan fazlasını uygulamadığını gösteriyor.

Aslında şaşırmamak gerekiyor. Dinlerin ve ahlak sistemlerinin buyruklarına, hedonistlerin, fütursuz zevk düşkünlerinin öğütlerine karşın, cinsellik, varoluşumuzun kurallara yatkın alanlarından biri değil. Seks aracılığıyla en derin ihtiyaçlarımızın karşılanmasını istiyoruz. Ama kaynağını tabiatımızda, kişisel tarihimizde, huyumuz ve mizacımızda bulan bu ihtiyaca karşılık verecek, onun tatminini kişileştirecek insan var olabilir mi, varsa nasıl bulunabilir? Hiç durmadan aynı cevabı veriyoruz: Aşkla...
Ama aşk özgürlük demek değildir. Gerçi "Yatakta yasak olmaz" görüşünden yola çıkarak çiftlerin her türlü istatistiği de aşarak, kendi kişisel ve orijinal sevişme yöntemlerine ulaşabileceğini iddia edecek kadar gözleri cinsel devrimin vaatleri ile kamaşmış birileri belki hala vardır. Ama bir düşünelim: Cinsel Pozisyonlar sonuç olarak birer araçtırlar; eşler arasındaki sorunsa çoğunlukla amaca ilişkindir. "Tatmin"! "kendinden geçme" olarak algılayan biriyle "eğlenmek" isteyen birinin üzerinde anlaşabilecekleri bir pozisyon olabilir mi?

Demek ki pozisyonlarla ilgili olarak "önemli" olduklarının ötesinde ancak genel ve ortalama şeyler söylenebilir. Örneğin, erkek cinsel organının yeterli hareketini sağlayabilen bütün pozisyonların orgazmla sonuçlanabileceği gibi... Amaç orgazmsa, gereken klitorisin uyarılmasıdır; "misyoner" pozisyonunda, yani şu hepimizin bildiği, kadının bacaklarını açıp erkeğin onun üstüne abandığı pozisyonda olan da budur. Kadının üstte olması kimi erkeklere ne kadar irkiltici gelirse gelsin, kadının sırtüstü yatmış erkeğin üzerine çıktığı pozisyonun mekaniği de aslında temelde aynıdır; yegâne fark bu pozisyonun kadına daha çok rahatlık ve hareket serbestliği kazandırmasındadır. Misyoner pozisyonuna kıyasla bu pozisyonda klitoris daha çabuk ve daha çok uyarılır.

Anal olmayan arkadan ilişkide de aynı amaca ulaşılabilir; Üstelik bü durumda erkeğin elleri, orgazma ulaşmayı destekleyici okşamalar için serbest olacaktır...
Buraya kadar seks pozisyonları orgazmı sağlamaktaki etkililikleri açısından değerlendirdik. Oysa eğlence ve oyunun "tatmin"den üstün olduğu görüşünü savunan eski Hint aşk sanatı kitabı Kamasutra'da, penisin vajinaya tam olarak girmesini ve orada hareket etmesini önleyen pek çok pozisyon anlatılır. Bu pozisyonlarda boşalma sırasında duyulan bazdan çok sevişme sırasındaki temas, bakışmak, konuşmak ve karşılıklı okşayışlar önemlidir. Dahası bu pozisyonlar eşlerin genital organ kaslarını kontrol edebilmesine ve böylece birbirlerinin gözlerinin içine bakmaktan kaçınmadan derin bir zevk denizine dalabil-meşine imkân verir.

Tao ve Kamasutra
Ancak bunları başarabilmek için kişinin herşeyden önce, erotizm hakkında kendisini rahat hissediyor olması ve belli ölçüde "egzersiz" yapmaya hazır olması gerekir. İşte bu yüzden Kamusatra ya da Aşkın Taosu'nu okumak, gülünç fiyaskolarla sonuçlanabilir. Çünkü o tür metinlerde anlatılanlar yalnız teknikten ibaret değildir; daha doğrusu teknik anlatılırken bizim bildiklerimizden hayli farklı ve karmaşık bir kültüre ve eros felsefesine zaten vakıf olunduğunu farz eder.
Belki de en önemli olan yapmacıklıktan korkmamak. Bir düşünün, dünyanın pek çok ülkesinde, en çok rağbet gören "misyoner" pozisyonudur, yani eşlere verdiği zevkler açısından en sınırlı pozisyonlardan biri. Bu pozisyon yalnızca çiftlerin birbirlerinin bedenlerini görmelerini engellemekle kalmaz, aynı zamanda kadını hareketsiz, edilgin bir role mahkum eder. Ahlakçılığın baskısından olduğu kadar tembellikten de kaynaklanan bu tür alışkanlıkların aşılması besbelli ki biraz olsun yapmacık olma görünme riskini göze almadan olmaz.

Oysa kişi kendini hem "kafa" hem de "kalp" tarafından yönlenmeye bıraksa, herşey çok basit ve doğal olarak çözümlenir... "Kafa", belli bir uyum içinde, azami zevki sağlamak amacıyla bütün sevişme tekniklerini deneyip içlerinden en uygununu seçmeye yarar. Çiftler, belli bir ahengi tutturmak için, utanmak sızın, ama kendilerini zorlamadan konuşmalı, fikir alışverişlerinde bulunmalı, anlaşmalıdır. Unutmamalı ki erotik iletişim eksikliği, çiftler arasında önce uyuşmazlığa, sonra da anlaşılmaz bir kin ve öfke seline dönüşüverir. İşte "kalp", tam bu noktada gereklidir. Çünkü yumuşaklık ve nezaket olmadan, aşksız, sevgisiz herhangi bir pozisyon (en basitinden en karmaşığına kadar hem de) erotik gücümüzün çok küçük bir bölümünü tatmin eder ve mutluluk pastasından kocaman bir dilim tatmamızı önler. Erotik arkadaş, her zaman sonuca ulaşmakta bir vasıta değil, tahrik edilerek fethedilmesi, böylece karşılıklı tatmin yolunda mutlu edilmesi gereken "özel" bir insandır.