Şeker Hastalığında Diyet

Kategorisi

şeker diyeti

Şeker hastalarının büyük kısmı rejimle tedavi edilebilir; ama bu rejim ilk bakışta basit görünüyorsa da öyle değildir. Şeker hastalığı şekerlerin bedende kötü kullanılmasına, glüsitlerin kullanılma katsayısının düşmesine (RATHERY) bağlıdır. Ve her hastaya ayrı rejim uygulanması gerekir, çünkü yanlış her perhiz, şeker hastalığının çeşidine göre ciddi ihtilatlara ve ek hastalıklara yol açar.

Glüsitlerin yakılmasını ve yağların metabolizmasını hızlandıran güçlü silah ensülin, ciddi şeker hastalıklarının sonuçlarını kökten değiştirmiştir. Buna karşılık, BANTING'in buluşu (1920), ' rejimin önemini azaltmamıştır. Hatta tersine, bazı vakalarda perhizde daha fazla kesinlik gerektirir: ensülin tedavisi yapılan hastaya kan şekeri düşüklüğünden (hipoglisemi) kaçınmak için kesinlikle dengeli bir rejim uygulanmalıdır. Ve ensülin rejime aldırış edilmeden uygulanırsa, etkisi çoğunlukla az olur.
Şeker hastalığına karşı yeni tedavi usulleri rejimin önemini ortadan kaldırmamıştır. Sülfamitlerin en ilgi çekici sonucu, oldukça çok sayıda vakada rejimi genişletmektir.
Şeker hastalıkları kabaca iki klasik derecede şemalandırılmıştır.

— Çok ciddi olmayan türde, glüsitlerin özümlenme yetersizliği kısıtlıdır; beslenmede yalnızca şekerin kaldırılması glikozüri'yi (sidikteki glikoz kaybı) ortadan kaldırıp kan şekeri seviyesini (glisemi) normale döndürebilir. Bu grupta ensülinin yararlılığı geçicidir; duyuma bağlıdır; bir enfeksiyon sırasında; özellikle de cerrahi bir müdahaleye hazırlanma sırasında. Bu hormonun daha geniş bir rejim düzenlenmesine yardımcı olabileceğine inanmamak gerekir.

— Öbür tür daha ciddidir. Glüsitler özümlenmez yada çok az ölçüde özümlenir. Aynı zamanda da lipitlerin ve protitlerin metabolizması eksiktir ve ketonlu cisimler evresinde kalır. Bu yüzden organizmanın değişmemiş olan ihtiyaçları yedek besinlerin yenilmesiyle kilo kaybına yol açar. O zaman zorunlu olarak glüsitlerin özümlenmesine yardımcı olmak, ensülin kullanmak gerekir. Rejim aynı zamanda hem hipoglisemiden kaçınmak hem de kilo kaybıyla savaşmak için dengelenmelidir..
Bu iki tür zorunlu olarak birbirini izleyen iki evre değildir.
Basit, şişman şeker hastası, organizması belirli miktarda glüsit kullanan hastadır. Bu bedenin kaldırdığı miktar, tam olarak verilir, ve lipit ile protit eklenerek denge muhafaza edilirse, tedavide sadece rejim yeterlidir.
Zayıf yada cılız şeker hastasında hidrokarbon kısıtlaması rejimi yetersiz kalırsa, protitleri azaltmalı ve azotlu kilo kaybından kaçınmak için ensülin yardımıyla bedenin şeker kaldırma yetersizliğini gidermeye çalışmak gerekir.
Bugün genel eğilim şeker hastalarını üç kategoriye ayırmaktadır. Vakaların çoğunda rejim ve ensülinle iyileştirilebilen asidtozlu (zayıf) şeker hastaları. Şişman ve şeker kaldırma oranları yüksek olan basit şeker hastaları genellikle yalnızca rejimle iyiye giderler. Şeker kaldırma oranları düşük olan basit şeker hastalarına, bireşim hipoglisemianlarının (kan şekeri düşürücü), rejimi daha zengin kılmak gibi büyük bir yardımı olur. Sülfamitleri ve adı geçen rejimi bağdaştıracak sidikteki glikozu ortadan kaldırmak ve glisemiyi normal yüzde yakınma düşürmek gerekir.
Şeker hastalığına karşı rejimlerin kurallarını BOUCHARDAT, LABBE ve RATHERY kesinleştirmiş ve bir araya toplamışlardır. Bedenin katlanabildiği şeker miktarının azamisini almasına izin verirken glüsitleri azaltmak, lipitlerle protitleri, aşırılığa kaçmadan artırmak uygun olur.
Şeker hastalarına uygulanan bütün perhiz rejimlerinde hastanın ve yakınlarının eğitilerek kendi kendini kontrolün sağlanması ve aşırı ile çok az arasında dengeli bir yol tutulması gerekir.

Orta derecede şeker hastasında rejimin hedefi, ya ensülin yada hipoglisemian sülfamitler yardımıyla, karbonhidrat katkılarını mantıklı bir biçimde sınırlamaktır.
Ağır şeker hastalarının besinleri tartarak almalarına karşılık hastaların çoğu daha genel kurallara uyar: besinleri tartmak zorunda kalmamak için glüsit bakımından çok zengin yiyeceklerden kaçınmak.

Genel kurallar, şeker, tahıl, sebze, kuru yemişlerin (ceviz, fındık, badem dışında), kestane ve şeker bakımından zengin meyvelerin (muz, erik, üzüm) yasaklanması, eşdeğer tablolarına göre ekmek ve patatesin kısıtlanmasıdır.
Beslenmenin geri kalan kısmında, şeker hastalarında kan kolesterol yüzdesi yüksek olabileceği için yumurtayı kısıtlamak koşuluyla herşey yenilebilir.
Bu ana hatlar çok geniş tutulduğundan rejimi saptamadan önce geçici olarak özel bir taze sebze, tahıl kürü ya da ALLEN veya GUELPA'nın kürü uygulanmalıdır. Bu son iki kür şişman şeker hastalarına uygun gelirse de, tümüne kısa süre devam edilmeli ve asidozu zamanında teşhis edebilmek için sık sık sidik talihli yapmalıdır. Ayrıca bu kürler ensülinin bulunmasından beri önemlerinin bir kısmını kaybetmişlerdir.

Basit şeker hastalığı : Şeker hastalığına karşı bütün rejimlerde iki şeyle mücadele edilmelidir glüsitlerin metabolizmasındaki bozuklukla; bunun sonucu olan ketonlu maddelerin çoğalmasıyla. Bu mücadele M. RUDOLF'un da gösterdiği gibi üç ayrı görüş tipi ya da grubuna göre yapılabilir:
Birinci grup: sadece ketonlu maddelerle ketonsuz maddeler arasındaki sabit bağıntı kavramını göz önünde tutar. Bu sabitlik, her hastanın kalori ihtiyacı temeli üzerinden öğün başına alması gereken lipit, protit ve glüsit miktarım hesaplamayı sağlar. Bağıntı, sayılan yazarlara göre değişir ve öğün hesapları çeşitli ve karmaşıktır.

İkinci grup: daha işin başında, hastaların bir eşdeğer tabloları yardımıyla kullanacağı bir beslenme formülü önerir:
Glüsitler ..................... X gr
Lipitler ........................ Y gr
Protitler ........................ Z gr
Eğitim görmüş personelin çalıştığı uzmanlaşmış klinik ve servislerde bu ideal yöntem kullanılır.
Üçüncü yöntem grubunda hastanın görevi basitleştirilmeğe çalışılır. Hastaya yiyebileceği ve yiyemeyeceği besinleri gösteren birer liste verilir. Yiyebileceği besinlerin listesi, günlük rejim sadece bu besinlerle 25-30 gr glüsit verebilecek biçimde hesaplanır. Ek glüsit, şeker kaldırma oranına göre patates ya da ekmekle sağlanır.
Kuşkusuz her yöntemin, hiç değilse besinlerin şeker kapsama oram mevsim ya da niteliğe göre değiştiği için, sakıncaları, kesin olmayan yanlan vardır. Çeşitli hesaplamalar için

Marcel LABBÉ'nin ortalama sayı tablosunu verelim: Aşağıdaki miktarlar yüz gram glüsit verir:

  Gr   Gr
Beyaz Ekmek 190 Taze Kestane 260
Has Ekmek 200 Kestane Unu 131
Çavdar Ekmeği 200 Çikolata 160
Has Buğday Unuk 137 Kakao (Toz) 261
Karabuğday Unu 134 Çiğ Patates 500
Mısır Unu 142 Haşlama Patates 484
Arpa Unu 147 Patates Püresi 561
Yulaf Unu 152 Kızarmış Patates 531
Makarna 138 Patates Fekülü 127
Erişte 145 Taze Fasulye 1587
İtalyan Makarnası 137 Taze Bezelye 662
Tapyoka 118 Konserve Bezelye 1052
Pirinç 138 Böğrülce 826
Pirinç Unu 128 Havuç 1000
Kuru Fasulye 167 Şalgam 1368
Kuru Bezelye 173 Karnabahar 1923
Bezelye Unu 176 Pişmiş Ispanak 4000
Kuru Mercimek 174 Domates 2702
Kuru Bakla 189 Salata yeşillik seb. 2702
İnek Sütü 2083 Kuru İncir 162
Muz 458 Taze Üzüm 704
Erik 526 Kuru Üzüm 170
Erik Kurusu 165 Kiraz 787
Armut 690 Çilek 1315
Elma 709 Frenk Üzümü 862
Şeftali 709 Portakal 884
Taze Kayısı 729 Bira 1724
Konserve Kayısı 210 Elma Şarabı 2914
Taze İncir 575    

Bu tablo şeker yükleme testine bir kaç bilgi getirir. Bu araştırma elyordamıyla yapılır: glikozürinin ortadan kalkmasına kadar glüsit almayı durdurduktan sonra, glikozüri yeniden belirinceye kadar karbonhidrat verilmesi. Bu kaldırma oranı saptandıktan sonra, glikozüri kontrol edilerek glüsit yüzdesi oranın altında tutulur.
Yenilmesine izin verilen besinlerin seçimi: belirli bir seçme, rejimlerin saptanmasına nispi bir esneklik kazandırır.

Etler: Geniş ölçüde ama aşırdığa kaçmadan kullanılabilir. Yağlı etler tercih edilmeli, pürin kapsayanlardan kaçınmalıdır.
Hazırlanışı: ızgara; unlu salçalar kullanılmamalı.
Balıklar: Çok taze olması koşuluyla tümü.
Sakatat, şarküteri: Şekerin yaraşıra böbrek hastalığı, gut, yüksek tansiyon yoksa yenebilir. Glikojen bakımından zengin olan karaciğer yasaktır.
Yumurta: yenebilir.
Süt, sütlü mamuller: sütlü mamuller yasak; sekersiz süt içilebilir (GASTNER). Daha az şekerli olan kefir ve mayalanmamış peynirler tercih edilmelidir.
Yağlar: tümü serbest. Gene de taze tereyağ, zeytinyağı ve krema tercih edilmeli.
Taze sebzeler: çiğ ya da pişmiş (pişerken glüsitliğini kaybederler) bütün sebzeler yenebilir. Alkalinliği artırmaları sayesinde büyük yararları dokunur.
Kökleri: azaltılmalıdır (özellikle turp, havuç, fekiillü kökler).
Tercih edilecek sebzeler: ıspanak, kuzu kulağı, hindiba, marul, lahana, prasa.
Kısıtlanması ve bedenin kaldırma orunum, denetlenmesi gereken sebzeler: yer elması, enginar, tekesakalı, kuru sebzeler.
Patates: şeker hastalarının yüksek oranda kaldırdığı, nişasta kapsamı oldukça sabit olan patatesden, kaldırma oranının değerlendirilmesinde yararlanılır.
Tahıllar: yasaklanmalıdır.
Ekmek: aşırı ekmek eğilimli olan şeker hastasının en büyük düşmanıdır. Kaldırılması, yerine özel ekmekler konması rejimin başlıca engelidir. Glüten ekmeği, çörekler seçilmelidir.
Meyveler: kalın kabuklu meyveler yenilebilir. Öbürleri (çilek, ahududu, frenk üzümü) çok kısıtlı verilmeli, gözetim altında tutulmalı, olgunlaşmamış meyveler tercih edilmelidir. Kurutulmuş meyveler yasaktır.
Bal, çikolata: yasaklanmalıdır.
Şeker, şekerlemeler: yasaklanmalıdır. Karamelaları beden biraz daha iyi kaldırır (Guy LAROCHE).
İçecekler: su, alkalin sular (maden suyu) ve şekerli likörler dışında mayalanmış içkiler alınabilir.
Şeker hastalığına karşı rejim dengesizdir. İyi saptanmış bile olsa, hep oligo-metalik mineraller ile B ve C vitaminleri bakımından eksiktir. Bu eksikliklerin giderilmesi için çare aranması gerekir.
Kilo kaybeden şeker hastaları. — Ensülin kürü sırasında, hipoglisemiyi önlemek için belirli dozda glüsit vermek gerekir. Hayvansal protitlerin yerine bitkisel protitler konması, alkalin yaratıcı yeşil sebzelerin artırılması yararlıdır.