Şeker Hastalığı
Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus), pankreastan salgılanan ve kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun yetersizliği sonucu, başta karbonhidrat metabolizmasını bozan, protein ve yağ metabolizmalarını da etkileyen, acık şekillerinde hiperglisemi (kanda şeker yükselmesi) ve glikozüri (idrarda şeker görülmesi) ile seyreden bir metabolizma ve endokrin (iç salgı) hastalığıdır.
Tarihçe:
Diabetes Mellitus çok eski çağlardan bu yana bilinmektedir. Çince tıbbî yazılar polifaji (çok yeme), polidipsi (çok su içme) ve poliüri (çok idrar etme) ile kendini belli eden bir hastalığa dikkati çektiler. Sonra Thomas Willis, şeker hastalığının idrarının tatlılığını «sanki bal ya da şekerle karışmış» -gibi deyimini kullandı. Morton (1686), diyabetin genetik (irsi) karakterine değindi. Debson 1766 yılında, idrara tad veren maddenin şeker olduğunu saptadı. 1859'da Claude Bernard, diyabetik kanda glikozun arttığını gösterdi ve hiperglisemiyi, (kanda şeker yüksekliği) hastalığın başlıca belirtisi olarak tanımladı. 1874'de Kussmaul, diyabet komasındaki hastanın hava açlığını ve sıkıntılı solunumunu belirledi. 1939'da Hagedorn tarafından, ilk uzun etkili insülin tanıtıldı.
Görülme sıklığı:
Diabetes Mellitus dünyada yaygın bir hastalıktır. Diyabete yatkın olarak doğma yani, diyabet genine sahip olma oranı, % 25 gibi çok yüksek bir sıklık gösterir. Bu soydan geçme yükün ancak % 1-2'si şeker hastası olarak kendini gösterir. Şeker hastalığının görülme sıklığı yaşla artar. 65-74 yaşlar arasında en yüksek düzeye ulaşır. 45 yaşın üzerindeki kişilerde, bu yaşın altındakilerden ortalama 10 kat fazla vak'a teşhis edilir. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden biraz daha yüksektir. Ailesinde diyabetli olan kişilerde, olmayanlara oranla diyabete eğilim 2,5 kere daha çoktur. Ağırlığı normal kilosunun % 50 üzerinde olan kişiler arasında, normal kilodakilere göre görülme sıklığı 7 kat daha yüksektir. Şişman ve aynı zamanda diyabetik aileden gelen kişiler arasında en sık görülür. Diabetes Mellitus'da erken tedavi hayatı uzattığı için, teşhis edilmemiş vak'alar bulunmaya çalışılmalıdır. Tüm nüfusu denetlemek olanaksız olduğundan, hastalığa yatkın kişileri daha dikkatle incelemek önerilir. Bu kişiler:
1. Bilinen diyabetiklerin akrabaları.
2. Şişmanlar: Diyabetik hastaların % 85'i halen şişman ya da geçmişte şişman olanlardır.
3. Daha yaşlı gruptaki kişiler: 5 diyabetiğin 4'ü 45 yaşın üzerindedir.
4. İri çocuk doğurmuş anneler: iri çocuğun doğumu, gelecek bir diyabetin işareti olabilir.
Diabetes Mellitus değişik yaşlarda başlayabilir (çocukluk, gençlik ya da olgunluk çağında) ve her birinin karakteristik klinik özellikleri vardır. Eğer şeker hastalığına bir yatkınlık varsa, çeşitli etkenler diyabetik durumu belirginleştirir. Bu ortaya çıkarıcı faktörler: Yüksek kalori alımımı, şişmanlık, gebelik, enfeksiyon, thyrotoxicosis (şiddetli guvatır), pankreas, öteki iç salgı bezi hastalıkları ile, sinir sisteminin hastalıkları ve öteki nedenlere bağlı hiperglisemik (kanda şeker yüksekliği) durumları İçine alır. Yetişkin başlangıçlı diyabetiklerin 2/3'den fazlası şişmandır ve şişman kalmaya eğilimlidirler. Şişmanlık derecesinin artması, şeker hastalığına yakalanma oranını arttırır. Bundan başka, bir çalışmada diyabete bağlı ölüm oranının şişman grupta, aynı yaştaki zayıf kişilere göre daha çok olduğu gösterilmiştir.
Tedavi ilkeleri:
1. Hastayı ideal kilosuna getirmek için şişmanları zayıflatmak ve zayıfları da normal kilolarına çıkarmak.
2. İleride ortaya çıkabilecek damar bozukluklarını önleyebilmek amacıyla az yağlı beslenme.
3. Belli aralarla doktor denetimi (kontrolü).
4. Hastalara idrar şekerlerini kendilerinin denetlemelerini öğretmek
5. Hafif iş görenlere günde 30 Kal/Kg. , orta derecede iş gören lere 35 Kal/Kg., ağır iş görenlere de 40 Kal/Kg. verilmelidir.
Kilo başına 30 kalori: Kişi 70 kilo ise günlük kalorisi 30x70 = 2100 günlük total kalorinin % 40-45'i karbonhidratlardan (yani 180-300 gr.), % 20'si proteinlerden (kilo başına 1-1,5 gr.) ve % 35-40'ı yağlardan (yani 60-120 gr.) oluşmalıdır. 6. Hastaya diyabet diyeti, insulin, ağızdan alınan şeker ilâçları (anti diyabetikler), hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi), koma, enfeksiyonların (mikrobik hastalıkların) önemi ve öteki komplikasyonlar hakkında yeter derecede bilgi verilmelidir.
Diabetes mellitus formları:
Klinik ve tedavi yönünden şeker hastaları şu gruplara ayrılabilir:
1. Erişkin diyabeti
2. Jüvenil (erken-genç) diyabeti
3. Bronz diyabeti
Tedavi:
1. Erişkin diyabetinde tedavi:
Erişkin diyabeti vakıalarının % 70'l oral anti diyabetiklere (ağızdan alınan şeker ilâçlarına) iyi cevap verirler. En az beş yıldan beri insulin tedavisi altında bulunan ya da günde ancak 40 ünite insülin ile ayarlanabilen şeker hastalarında, oral antidiyabetikler (ağızdan alınan şeker hastalığı hapları) yetersiz kalmaktadır.
Keza asidoz gösteren, gebe olan hepatiti (karaciğer iltihabı) bulunan ve operatif (ameliyat) bir müdahaleye hazırlanan diyabetlilerde oral antidiyabetikler verilmez.
Erişkin diyabetinde asıl olan diyettir. Oral antidiyabetik ilâçları sonra gelir. Bu vak'aları hafif, orta ve ağır diye üç gruba ayırarak incelemek tedavi yönünden pratik bir önem taşır.
a) Hafif vak'aiarda tedavi: Erişkin tipi hafif diyabet denince, günlük glikozüri (idrarda çıkan şeker) miktarı 30 gramı aşmayan ve aseton çıkarmayan vak'alar anlaşılır. Bunlarda tedavi ayakta yürütülür.
b) Ağır erişkin diyabetinde tedavi: İleri derecede idrarla glükoz kaybı ve hatta asetonüri (idrarda aseton çıkması) gösteren bu gibi vak'alarda önce diyetle ve İnsülin ile regülâsyon (düzenleme) yapılmalıdır. Böyle vak'aiarda oral (ağızdan alınan) antidiyabetiklere geçebilmek için en güvenilir koşul vak'aların günlük insülin ihtiyaçlarının 40 üniteden aşağı olmasıdır.
2. Jüvenll (genç) diyabet tedavisi:
Hafif vak'alar: Yirmi dört saatlik idrarla çıkan glükoz miktarı 30 gramın altındaysa, aseton negatifse, bu gibi jüvenil diyabet vak'aları, hafif vak'alar olarak kabul edilir ve günde 70 gr. protein, 80 gr. yağ ve 150 gr. karbonhidrat verilerek durumu izlenir:
a) Eğer birkaç gün sonra idrardaki gülkoz negatif duruma gelirse, insüline gerek kalmaz ve yavaş yavaş karbonhidrat ölçüsü, üst tolerans düzeyine (yani hastaya verilen karbonhidrat yavaş yavaş arttırılır ve idrarda şeker çıkmaya başladığından bir önceki verilen karbonhidrat ölçüsü) kadar artırılmağa devam olunur.
b) Eğer glükozüri (idrarda şeker çıkması) negatif duruma gelmezse ya da hasta bir ağır işçiyse; bu durumda günlük karbonhidrat, günlük kalori ihtiyacına uygun düzeye çıkarılır ve insülin verilir. Verilecek insülin dozu, hastanın çıkardığı her gram glükoza karşılık 0,5 ünite olarak hesaplanır. Ağır vak'alar: Günlük glükozüri 30 gramın üstündeyse ve aseton çıkarıyorsa ya da enfeksiyonla, periferik anjiopati (çevresel damar hastalığı) ile birlikteyse ağır jüvenil diyabet vak'aları söz konusu olur. Bunlara insülin verilir ve günde 80 gr. protein, 80 gr. yağ ve 200 gr. karbonhidrattan oluşan bir rejim uygulanır. Başlangıçta tedaviye adi (kristalize) insülin ile girmek daha doğru olur. Adi insülin her gün, üç kerede verilir. İyice regüle olduktan (düzene girdikten) sonra tedaviye adi insülin dozunun yaklaşık olarak % 80'i oranındaki N.P.H. insülin dozuyla devam olunur. Örneğin böyle bir hasta, önce günde 3 kere 15 ünite adi insülin ile ayarlanabilmişse, sonraları günde (ve bir tek kerede) 40 Ü. Depo-insülin enjekte edilmekle tedaviye devam olunabilir. Enfeksiyonların seyrinde ve ameliyatlardan sonra adi insülin vermek daha doğrudur. Şişmanlık da varsa, düşük kalorili bir rejim verilerek hastanın kilo vermesi sağlanır. Haftada bir gün sebze günü yapılır ve o günkü ilâç dozu yarı yarıya azaltılır.
Diyabetik kompiikasyoniarda tedavi:
Hipogiisemik koma: İnsülin kullanan her şeker hastasında doz yüksekliğine, kullanılan insülinin türüne, insülin enjeksiyonundan sonra ağır fizik eforlara (hareket-güçharcama) bağlı olarak, bir hipoglisemi koması (kan şekerinin düşmesine bağlı) ortaya çıkabilir. Daha çok astenik (zayıf) tiplerde ve vejetatif sistem bakımından labil (istem dışı sinir sistemi oynak, düzensiz) olan kişilerde görülüyor. Hipoglisemi komasının tanısı (teşhisi) çok kolaydır. Terleme, aşırı acıkma, kramplar, titremelerle başlar, muayenede yüzün kızarmış olduğu, reflekslerin şiddetlendiği, dikkati çeker.
Korunma: İnsülin kullanan her diyabetik hastanın yanında 5-6 tane kesme şeker taşıması gerekir. Yukarıki belirtilere karşı uyanık olması öğretilir. Titreme, acıkma ve terleme başlayınca hemen iki kesme şekeri ağzına atması ve yemesi öğütlenir.
Tedavi: Teşhis konur konmaz % 20'lik serum glükozeden 20-40 cc damar içine enjekte edilir ve hasta hemen ayılır. Ondan sonra şeker, meyve suyu İçinde ağızdan verilmesi uygun olur.
Asetonüri (idrarda aseton çıkması): İyi ayarlanmamış diyabet vaka’larında ortaya çıkar. Ayrıca az karbonhidratlı sıkı rejim uygulanmasının sonucu da olabilir. Bazen da farkına varılamayan bir enfeksiyonun yarattığı bir durumdur. İyi ayarlanmış diyabetiklerde başka hiçbir neden bulunamadığı durumda, yine de asetonüri görülebilmektedir. Böylelerinde lodoslu hava etkisi üzerinde durulmuştur.
Tedavi: Verilen karbonhidrat ve insülin miktarı arttırılır.
Enfeksiyonlar: Diyabette her enfeksiyonu (mikrobik hastalık) ciddî saymalı ve hemen antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Örneğin basit bir furonkül (kan çıbanı, sivilce) bütün metabolizma durumunu sarsabilir, filegmon (yayılan iltihap) kan zehirlenmesi durumuna dönebilir. Ağır enfeksiyonlarda oral antidiyabetikler (ağızdan alınan şeker düzenleyici haplar) bırakılmalı ve tedaviye adi insülin ile devam olunmalıdır. Ayrıca depo insülin kullanılmaktaysa, onu bırakıp adi insüllne geçilmelidir.
Gebelik: Çok ağır diyabetik kadınların gebe kalmalarının doğru olmadığı kendilerine anlatılmalıdır. Orta derecede ağır olan vaka’larda ancak iki çocuğa izin verilir. Hafif diyabetiklerde ise, gebelikler tehlikeli sayılmazlar. Her gebelikte diyabet kontrolleri daha sık yapılmalıdır. Gebeliğin başlangıç aylarında insülin duyarlılığı artar ve hipoglisemiler sık görülür. Bunun tersine gebeliğin ikinci yarısında ise, insülin ihtiyacı 2-3 kat artar. Bu vak'alara yeter ölçüde protein (100 gr.) karbonhidrat (200 gr.) ve yağ (65-75 gr.) verilmesi öğütlenir. Gebe diyabetiklere oral antidiyabetikler verilmemelidir.
Koroner sklerozu: Angina pectorls'li diyabetiklerde diyabetin iyi ayarlanmasına dikkat olunmalıdır. Günlük yağ miktarı da 70 gramın altında tutulmalıdır. Birdenbire meydana gelen kan şekeri düşmelerinin infarktüse yol açtığı sanılmaktadır.
Arterioskierotik anjiopati ve kangren başlangıcı (damar sertliğine bağlı damar hastalıkları): Bu vak'alarda da diyabetik metabolizma durumunun iyi bir biçimde regüle (ayar) edilmesi şarttır. Kangren başlangıcı durumunda, günlük karbonhidrat ölçüsünü ve insülin dozunu artırmak gerekir. Diyabetik çevresel sinir hastalıkları: Genellikle iyi ayarlanmamış diyabetiklerde görülür. Dikkatli bir ayarlama gerekir. Ayrıca soğuktan, rutubetten, nikotinden ve alkolden kaçınmak gerekir.
Diyabetik retinopati (göz dibi bozuklukları): Gerçek sebebi henüz bilinmiyor. İyi ayarlanmış ve henüz yeni başlamış diyabetiklerde dahi görülmesi ilginçtir. Diyete uymayan ve iyi ayarlanamamış diyabet vak'alarında sık görüldüğü de bir gerçektir. Kan şekeri düzeyindeki birden düşmeler retinopatiye yol açar. Diyabet önceki döneminde de diyabetik retinopatinin ortaya çıkabildiği ve diyabetin önce oftalmologlar (göz doktorları) tarafından teşhis edildiği vak'alar az değildir. Hiperglisemi koması (Coma diabeticum): Her diyabet koması vak'asının mutlaka bir kliniğe kaldırılması şarttır. İlk gören hekim böyle bir diyabet koması vak'asını hastaneye gönderirken adi insülini enjekte etmeli ve bunu gönderme kâğıdına yazmalıdır.
Kliniğe getirilen bir diyabet koması vak'asında özellikle şunlara dikkat edilmelidir:
Diyabet koması tanısıyla (teşhisiyle) kliniğe getirilen bir hastada ilk yapılacak iş. idrar alınarak (gerekiyorsa sonda ile) şeker, aseton, aseto-asetjk asid, albumin, sediment bakılmasıdır. İkinci iş, kan şekerini saptamaktır. Tedavide ilk basamak diyet tedavisi olmalıdır. Eğer diyet tek başına etkili olmazsa oral hipoglisemik (ağızdan alınan kan şekerini düşürücü) ajanlar eklenmeli, bu kombinasyon da yetersiz kalırsa insülin kullanılmalıdır.
DİYET:
Diyet tedavisi şeker hastalığının tedavisinin ana ilkelerinden biridir. Diyetin gerektiği şekilde dikkat etmeyen bir hastada, ilâç tedavisi ne kadar eksiksiz olursa olsun, istenilen dengeyi sağlamak olanaksızdır. Diyet, birçok dişinin anladığı gibi, mahrumiyet demek değil, yemek yemede disiplin ve düzen demektir. GROTE, diyabet diyeti için «yasak olan gıda yok, yasak olan ölçüler vardır» demektedir. HİPOKRAT «gıdalarımız ilâçlarımızdır» sözü ile diyet tedavisinin önemini belirtmiştir.
Bir şeker hastasının diyeti verilirken dikkat edilecek özellikler şunlardır:
1. Besinlerin vereceği günlük kalori ne kadar olmalıdır?
2. Bu kalorinin besinlere bölümü ne oranda olmalıdır?
3. Verilen bu besinler hangi yiyeceklerden sağlanmalıdır?
4. Sağlanan bu yiyeceklerin öğünlere bölümü nasıl olmalıdır?
Hastanın alacağı günlük kalorinin tümü hastaya gereken enerjiyi sağlamak ve normal ağırlığı korumak ve çeşitli durumlarda bedeni en iyi sağlıklı durumda tutacak ölçüde olmalı, çocuklarda normal büyümeyi sağlamalıdır. Hasta şişman ise, tedavide en önemli nokta onu zayıflatmaktır. Bu durumda haftada 700-800 gr. düşerek 6-12 ayda normal kilosuna indirecek kalori verilmelidir. Hasta çok zayıf ise, ideal kilosuna ulaşılıncaya dek bol kalorili, karbonhidrat ve proteinden zengin bir diyet düzenlenmelidir.
Çocuk diyabetiklerinde büyüme ve dikkate alınmalıdır. Çocuklarda günlük kalori ilk yaş için 1000 kalori, sonraki her yaş için 100 kalori eklenerek hesaplanmalıdır. Buna, kız çocuklarında 13 yaşına, erkek çocuklarda 18-19 yaşına dek yıllar katılır.
Günlük kalorinin % 40'ı karbonhidratlardan, % 40'ı yağdan ve % 20'sî proteinden sağlanmalıdır. Normal bir insan beslenmesinde günlük kalorinin % 50'si karbonhidratlardan, % 35'i yağdan ve 15'i proteinlerden sağlandığına göre, diyabetiklerde total kalorinin karbonhidrat, protein ve yağlara dağılış oranı normallerdekine çok yakındır.
Besin öğelerinin (unsurlarının) kg. başına verilen ölçülerine gelince: Bedenin yapı taşı olan proteinler yetişkinlerde 1-1,5 gr./kg„ çocuklarda 2-3 gr./kg. hesabıyla verilir. Et (balık, tavuk, yağsız et), peynir, süt seçilen protein kaynaklarıdır. Şeker hastaları diyetinde en çok kullanılan karbonhidratlı gıdalar ekmek, hububat, sebzeler, meyveler ve süttür. Çiğ sebzeler, yavaş emilmeleri nedeniyle aç hastanın diyetine eklenmelidir. Total kalorinin, protein ve karbonhidratların sağladığı kaloriden geriye kalan bölümü yağlardan tamamlanır. Yalnız, diyabetik damar hastalıkları oluşumu önlemek ve karbonhidratların normal yanmasını sağlamak için yağı günde 100 gr.'ın üzerine çıkarmamak gerekir.
3. Hastanın total kalori ihtiyacı ve bunun karbonhidrat protein yağlardan gelecek ölçüleri saptandıktan sonra, gıdaların 100 gr.'da bulunan karbonhidrat protein ve yağ ölçülerini gösteren cetvellere gerek vardır. Diyet aranılan tada uygun ve bıktırmayacak biçimde hazırlanmalıdır. Onun için karbonhidrat, protein ve yağ veren besinler, sınıflara ayrılmalı, her sınıfın bir birimi ele alınmalıdır. Hastaya, aynı besin yapısını kapsayan yiyecek maddeleri içlerindeki, besin konsantrasyonlarını dikkate alarak, birbirleriyle değiştirilebilecekleri (değişim sistemi) anlatılmalı ve hastaya seçme hakkı tanınmalı, yalnız ölçülere karışılmadır. Tersi durumda listedeki yiyecekleri, günlerce yemeleri gerekir ki, uygulaması güçtür ve hastalan diyeti bozmaya sürükler.
Alkol diyabette iki nedenden dolayı dikkatle düşünülmelidir: a) Yağ gibi, alkolün kalorisi de oldukça yüksektir (1 gr. yağ 9 kalori, 1 gr. alkol 7 kalori verir). İnsülin ve alkol eş etki (sinerjistik) gösterirler, her birinin etkisi ötekisiyle güçlendirilir, böylece hipoglisemi ve intoksikasyon (zehirlenme) şiddetlendirilir. Diyabetik hasta diyetle denetim altına alınabiliyorsa en ideali budur, öteki ilâçlara gerek yoktur. Diyete cevap veren hastalar, erişkin çağda başlamış, durağan ve kanda keton maddelerinin artmadığı hastalardır. Orta yaşlı, şişman diyabetiklerin çoğu bu gruba girer. Diyabetli hastaların 2/3'ü diyete iyi cevap verirler. Diyetteki hasta, her yiyeceği bolca yiyemeyeceğinden, diyetine vitaminler ve mineraller eklenmelidir.
Şeker hastalarına uygulanacak diyet listeleri zayıflama bölümünde sunduğumuz değişik kalorili listelerdir. Kişi hem şişman, hem şeker hastası ise, ilkin doktorun önerdiği kadar kilo vermek için, kalorisi düşük bir diyet uygulanır. Kilo verildikten sonra ya da kilosu normal kişilerin günlük harcaması gereken kalorisi saptanır. O listelerin gerektirdiği kalori alınır. Yiyecekler ölçülere bağlı kalınarak değişim listelerine göre değiştirilebilir.
Şeker hastası antidiyabetik ilâçlar alıyorsa, (örneğin insulin ya da ağızdan alınan haplar) rejim sırasında hipoglisemiye (kanda şeker düşmesi) girmemesi için hastaya bu konuda bilgi verilmeli, uyarılmalıdır. Bu durumlarda hasta cebinde taşıdığı bir iki kesme şekeri yer, bir bardak şekerli su içebilir. Hekim hastasına belirli kalorilik diyeti öğütlemelidir. Eğer bu olanak yoksa, hasta bu konularda uyarılmış ve bilgili olmalı, ona göre diyetleri uygulanmalıdır.

Son yorumlar
1 hafta 5 gün önce
4 hafta 22 saat önce
7 hafta 9 saat önce
11 hafta 2 gün önce
11 hafta 2 gün önce
16 hafta 20 saat önce
16 hafta 2 gün önce
16 hafta 3 gün önce
16 hafta 6 gün önce
18 hafta 1 gün önce