Orgazm
Cinsel zevkin doruğundaki duyguya orgazm denir. Orgazm cinselliğin güncelleştiğinden beri belki de üzerinde en çok konuşulan, yazılan konulardan biridir. Orgazmın kesin bir tanımını yapmak olanaksızdır denilebilir. Orgazmın fizyolojisi aşağı yukarı son elli yılda yapılan araştırmalarla artık bugün bilinen bir gerçektir. Fakat orgazmın duygusal tanımını yapmak oldukça güçtür. Hem kadında hem de erkekte orgazmın yaşanması, hissedilmesi durumdan duruma değişiklikler gösterir. Bazen kadın ve erkek olağanüstü diye niteleyeceği bir orgazm yaşayabilir, insan ne yaparsa, ne kadar doyumlu bir orgazma ulaşacağını hiçbir zaman önceden kestiremez, iyi bir orgazm için çiftin arasında yalan bir duygusal bağ olması ve cinselliklerini yaşamaya önem vermeleri gerekir. Orgazmla ilgili en önemli bilgi orgazmın öğrenilebilir olduğudur.
Erkeğin mekanik uyarılma ile orgazma ulaşması kadına göre daha kolaydır. Orgazm bir reflekstir ve özellikle kadınlar da bu refleksi yaşamayı öğrenebilirler. Orgazm idrar yapma ve dışkılama gibi öğrenebilen bir reflekstir. 1940'lardan beri önce Kinsey ve daha sonra Masters ve Johnson'un çalışmaları daha çok kadının orgazmı üzerinde toplanmıştır. Seksoloji ilmi ile uğraşanların geçmişte yaptıkları tartışmalar ve orgazm konusunda gerçekdışı bilgiler, evlilik yaşamında eşlere zorluk çıkaran bir konudur.Yukarıda değinildiği gibi orgazmın verdiği heyecan ve zevkin tanımım yapmak olanaksızdır. Fakat orgazmı anlayabilmek için son gelişmeleri içeren açıklamalar faydalı olacaktır. Psikanalist S. Freud asrımızın başında klitoris orgazmının çocukça olduğunu, gerçek bir kadının vajinal orgazma ulaşması gerektiğini ileri sürmüştür. I960'lı yıllarda Birleşik Amerika'da kadın doğum uzmanı Dr. V/illiam H. Masters ve psikolog Virginia E. Johnson ve arkadaşlarının St. Louis şehrindeki Üreme Biyolojisi Araştırma Laboratuarı’nda yaptıkları araştırmalar sonucu cinsel birleşmenin fizyolojik yönü ve orgazm ile ilgili pek çok yeni bilgiler elde edilmiştir. O yıllarda, özellikle kadının orgazmı bütün yayın organlarında üzerinde durulan bir olgu olmuştu. Daha sonraları S. Hite'in yaptığı istatistikler, özellikle kadının orgazmını klitoris (bızır) veya dölyolu orgazmı diye iki bölümde incelemişler, bu konuda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır.
Araştırıcılar çok karmaşık bir mekanizma olan orgazmı daha kolay anlayıp anlatabilmek için daima birtakım sınıflandırmalara gitmişlerdir. Bütün bu araştırmacılar yaptıkları istatistik verilerini tabii ki değerlendirmişlerdir. Fakat özellikle Amerika'da basına bu veriler yansırken bazı yanlış anlamalara neden olmuş. "Vajinal orgazm yoktur", "Klitoris uyarılmadıkça, kadın orgazm olamaz" gibi birtakım yargılar insanların aklını daha da karıştırmıştır. Cinselliği, orgazmı, emme basma tulumba gibi sadece fiziksel bir olay olarak anlamamak gerekir. Kadınlar, özellikle klitoristeki sinir uçlan ile uyarılma noktalan açısından çok yetkinler, fakat her cinsel birleşmede orgazma ulaşamıyorlar. Burada çift arasında genelde veya o birleşme sırasındaki ruhsal dengenin ve iletişimin önemi büyüktür. Yoksa klitorisin uyarılması veya penisin vajinayı uyarması orgazm için yeterli değildir. Yani olay elektrik düğmesini çevirip ışığı yakmak gibi değildir. Eşler bütün vücut ve cinsel benliklerini sonuna kadar karşılıklı verip alabilmelidirler. Cinselliklerini yaşamak için istekli ve gayretli olmalıdırlar. Türkiye'de doğum kontrolü yöntemi olarak doğurgan nüfusun %50'si geri çekme yöntemini kullanmaktadır. Bu, çok önemli bir sorun, çünkü doğal bir orgazm için insanın gerçek anlamda kendini serbest bırakıp, koyuvermesi gerekir. Geri çekmek yöntemini kullanırken insan kendini kontrol etmek zorundadır, bu da orgazma ulaşmasını engeller.

Son yorumlar
8 hafta 4 gün önce
8 hafta 4 gün önce
10 hafta 6 gün önce
11 hafta 13 saat önce
12 hafta 15 saat önce
12 hafta 4 gün önce
12 hafta 5 gün önce
18 hafta 19 saat önce
18 hafta 5 gün önce
20 hafta 8 saat önce