Mammografi


meme kanseri

Yeni tekniklerin arasında belki de en tanınmışı, mammografidir. Bu göğüste çekilen bir yumuşak doku röntgen filmidir. Kadınların bu şekilde taramadan geçirilişi, göğüs kanserlerini elle fark edilebilecek kadar büyümeden önce keşfetmekte yararlı bulunmuştur. Bazı doktorlar bu yöntemi göğüs kanserlerinde Pap testinden sonra en etkili teknik saymaktadırlar.

Mammografide göğüslerin resmi ortaya çıkar. Bu resimde, herhangi bir kuşkulu lezyonun yeri ve şekli görülür. Doktor, gerekirse kesin teşhise varmak ve ona göre tedaviyi belirlemek için o kısımdan bir biyopsi yapar.

Bu yöntemle ortaya çıkarılan erken kanserlerde iyileşme olanağı yüzde 85'le 90 arasındadır. Kanser daha ilerlemiş, fakat henüz göğsün dışına çıkmamış bir aşamada ele geçirilirse, yaşayabilme oranı yüzde 84'tür. Kanser, lenf bezlerine yayıldıktan sonra fark edilirse beş yıl yaşama oranı yalnızca yüzde 55'tir. Açıkça, mammografinin yararı, kanseri küçük olduğu sırada doktorun keşfetmesine olanak sağlamasıdır.

Kitle ne kadar küçük ele geçerse, yapılacak ameliyat o kadar daha az radikal olur, kadının tam iyiliğe kavuşma şansı da o kadar daha çok olur. Ne yazık ki, mammografinin bir büyük kusuru vardır. Bu işlemde, göğüs, röntgen ışınlarına maruz kalır. Bir mammografi sırasında alman röntgen ışınlarının miktarı az ve tehlikesizse de, bu etki birikicidir. Bir kadın, on yıl boyunca yılda bir kez küçük dozda röntgen ışınlarına maruz kalsa, bu on yılın sonunda göğüs dokusu, bu küçük dozların topuna birden hedef olmuş gibi reaksiyon gösterir. Bazı doktorlar ikinci bir on yıl sonunda total ışın miktarının kanser yapabileceğinden kaygı duyarlar. Bu, bir kadın düzenli olarak mammografi yaptırırsa, kendisinde mutlaka röntgen kanseri meydana gelecek demek değildir, yalnızca kansere yakalanma şansının arttığını gösterir. Bu nedenle, doktorunuzla birlikte, mammografiden gelebilecek yarar ve zararları önceden hesaplamalısınız.

Bu konudaki kararı rasgele mi vermelidir? Hayır. Yüksek risk grubuna giren bir kadın, düzenli aralıklarla mammografi yaptırmalı ve bunun aralıklarım doktoru belirlemelidir. Kansere tutulma olasılığı çok olduğu için, bunu zamanında ele geçirme olasılığı eğer gerçekten böyle bir şey gelişecekse on ya da yirmi yıl sonraya ilişkin tehlike olasılıklarından çok daha ağır basar.

Yüksek risk grubunda bulunmayan sıradan bir kadında mammografi yapılmasını, onun yaşı belirlemelidir. Genellikle otuz beş yaşından önce bir' kadında göğüs kanserinin ortaya çıkması enderdir. Otuz beşinde risk artar. Yaşlandıkça, bu tehlike daha da çoğalır. İstatistiklere göre, her yıl görülen göğüs kanserlerinin yüzde 25'i otuz beşle elli arasındaki kadınlarda olmaktadır. Geri kalan yüzde 75'iyse, elli yaşının üstündeki kadınlarda meydana gelmektedir. Bu istatistikleri röntgen kanseri riskiyle karşılaştırınca, mantıki olan bir davranış biçimi ortaya çıkar.

Genellikle konuşulursa, yüksek risk kanser grubunda bulunmayan otuz beşinin altındaki kadının mammografiyle düzenli aralıklarla taramadan geçirilmesi gerekmez. Otuz beş yaşının üzerindeki kadınlarda, muayenenin yararlan röntgen ışınlarının zararlarından ağır basarsa, tavsiye edilebilir. Son olarak, ellinin üzerindeki bazı kadınlarda mammografinin yılda bir kez yapılması gerekebilir. Unutmayın ki, bir kadın yaşlandıkça, göğüs kanserine yakalanma olasılığı artar. Bu nedenle, araştırılmaya muhtaç bir kansere yakalanma riski, mammografi ışınlanmasından dolayı kansere tutulma riskinden daha çoktur.
Başka bir deyişle, mammografi basit olarak elinizdeki kozları iyi oynamaktır.