Laparoskopi

Kategorisi

laparoskopi

İnsanın içerilerini bir aletle doğrudan doğruya görebilmek, 170 yıldan beri tıbbi araştırma konusu olmuştur. 1805'te Dr. Bozzani insan uretrasının içini görebilmek için bir dizi aynalardan oluşan bir aygıt yaptı ve mum ışığını bunlarla yansıttı. 1901'de Dr. Kelling periskoba benzer bir aletin içinden karın içi organlarının görülebileceği bir tekniği köpekler üzerinde tarif etli. 1910'da Stokholm'da Jacobeus, insanda ilk olarak endoskop kullandı, sistoskoba benzer bir aletle göğüs ve karın boşluklarına baktı.

Bununla birlikte, ancak son on yıl içinde fiber optiğin ya da soğuk ışığın gelişmesiyledir ki, insan vücudunun içine bakılabilecek aletlerin gelişmesi basit ve pratik bir hal alabildi.
Bunun sonucu laparoskop oldu. Bu aletin çok yeni olmasına karşın jinekologların çoğu bunu kullanmayı öğrenmişlerdir. Laparoskop bükülüp kıvrılabilir, sağa-sola oynatılabilir, son derece,etkili bir alettir.

Laparoskopi teşhis ya da tedavi amacıyla yapılır. Laparoskopinin teşhis için en çok kullanıldığı yer, kısırlık sorunları olan kadınların pelvis organlarını incelemektir. Bu vakalarda vajinadan içeriye ve oradan da rahime bir boya zerkedilir. Bir tıkanıklık yoksa, boya yumurtalık kanallarından dışarıya çıkacaktır. Boyanın geçişi laparoskoptan seyredilebilir ve buna bakarak doktor, fallop kanallarının normal olup olmadığını anlayabilir. Yumurtalıklarda bir bozukluk görülüp görülmediğine bakılır ve normal çalışıp çalışmadıklarını anlamak için yumurtalıklardan biyopsi yapılabilir. Laparoskopi, pelvisteki kitlelerin, kistlerin tabiatlarını anlamak için de yapılır. Laparoskopide acil olarak ameliyatı gerektiren ağır durumlar (dış gebelik, habis ur kuşkusu, pelvis absesi gibi) görülür görülmez, hemen bir laparotomiyle karın açılabilir. Laparoskop içinden rahimdeki bazı miyomların büyüklükleri ve sayıları da belirlenebilir, böylece bir histerektomi mi, yoksa miyomektomi mi yapılması gerektiği konusunda doktora yardımcı olur.
Laparoskopun tedavi amacıyla en çok kullanıldığı yer, tüplerden kısırlaştırmadır. Bu ameliyat sırasında, yumurtalık tüpleri orta kısımlarından yakalanarak ya elektrokoagulasyon yapılır ya da bir fallop halkasıyla çepeçevre sıkılır. Tedavi için bu yöntemin kullanıldığı öbür durumlar, pelvis içindeki küçük yapışıklıkların kesilmesi ve kuşku uyandıran yerlerden biyopsi yapılmasıdır.

Laparoskopi ileri derecede şişman kadınlarda ve daha önce büyük karın ameliyatı geçirmiş olan kadınlarda yapılamaz, çünkü pelvis içinde birçok yapışıklıklar bulunabilir ve aletin sokulması sırasında bağırsaklar delinebilir.Laparoskopi lokal ya da genel anesteziyle yapılabilir. Göbekte ya da hemen onun altında yapılan şaktan küçük bir periton iğnesi karın boşluğuna sokularak bunun içinden karına dört litre karbondioksid gazı verilir. Hastanın başı aşağıdadır ve bağırsaklar gazın içinde yukarıda yüzer. Böylece pelvis organları daha iyi görülebilir. Karnın gazla şişmiş olması ve bağırsakların durumu nedeniyle, laparoskopun organları görüşü engellenmemiş olur. Laparoskop sadece ışık ve lens sağlamakla kalmaz, görüşü engelleyen organlar kenara itilebilir ve hatta küçük ameliyatlar yapabilmek için de içinden aletler sokulabilir.

Bu yoldan biyopsiler alınabilir, kısırlaştırma amacıyla fallop tüpleri dikilebilir ya da koterize edilebilir, tüplerin tıkanmış olup olmadıklarını görmek için boyalar zerk edilebilir. Ameliyattan sonra gaz dışarıya çıkarılır ve hasta genellikle ertesi gün evine gönderilir. Bir ya da iki hafta belirsiz ağrılar duyar, ameliyatın tek izi olarak da, göbek üzerindeki küçük bir yara izi kalır.