Kısırlaştırma Yöntemleri
1834'te tüpler yoluyla kısırlaştırmadan ilk söz eden Dr. Von Blundell, fallop kanallarının tümüyle kesilmesini önerdi. Birleşik Devletler'de Dr. Lundgren adında biri 1881'de ilk tüp bağlama işlemini başardı. O zamandan beri birçok teknik öne sürülmüştür. Bu iş genellikle tüpü kesmeden, çevresine bir sütür konularak uygulanmıştır. Bu yöntem başarısız olmuştur, çünkü konulan sütür çoğu kez kaymış, yerinden oynamış ve kadın yeniden gebe kalabilir duruma dönmüştür. Sürekli kısırlaştırmada daha yüksek bir başarı sağlamak için, Pomeroy tekniğiyle tüplerin bağlanması geliştirilmiştir.
Bu teknikte fallop kanalları bağlanır ve bağın yerinden oynaması olasılığına karşı, tüpün küçük bir bölümü kesilip çıkarılır. Bir laparotomi sırasında, Pomeroy tekniğiyle hemen bütün tüp bağlamaları yapılabilir.Kısırlaştırmanın öbür temel yöntemleri arasında, fallop tüplerinin püsküllü uçlarının çıkarılmasından oluşan fimbriektomi ameliyatı vardır. Yumurtayı tutan bu püsküllü uçlar çıkarılınca, yumurta da döllenmeden telef olup gider. Fimbriektomi karında açılan bir şak içinden yapılır. Yine karın içinden yapılan bir ameliyat, boynuz (kornu) denilen, rahim üst köşelerinin kesilip çıkarılmasıdır. Fakat bu, yaygın ve pek gerekli olmayan bir ameliyattır. Pomeroy tekniği hemen hemen yüzde yüzlük başarıyla en uygun olanıdır. Laparotomi yoluyla tüplerde kısırlaştırma yapılması, geniş biçimde uygulanmış, fakat ameliyattan sonra beşle yedi gün hastanede yatmayı gerektirdiğinden, son yıllarda gözden düşmüştür.
Minilaparotomi ile gönüllü kısırlaştırma
Bu, küçük bir laparotomi olup çok küçük bir şak açılır; normal bir laparotomiden daha basit ve kısa bir işlemdir. Genel ya da lokal anestezi altında yapılır; yirmi, otuz dakika sürer ve temelde, bir laparotominin basitleştirilmiş şeklidir. Genellikle doğum sonrası kısırlaştırmada kullanılır. Bütün dünyada uygulanmakta olup, birçok ülkede tercih edilen kısırlaştırma yöntemidir. Daha da önemlisi, ayakta yaptırılacak bir ameliyatla, hasta dayanabilirse aynı gün evine dönebilir.Laparotomiye çok benzer bir biçimde, fakat laparotomidekinin üçte biri kadar bir şak, kasık tüylerinin üst sınırının hemen üzerinden yapılır. Birkaç santimlik bir şak, içeriye küçük aletleri sokup tüpleri doğrudan doğruya görünür hale getirmek için doktora yeterlidir. Daha sonra tüpler bağlanıp Pomeroy tekniğinin biraz değişik bir şekliyle küçük bir parça kesilip çıkarılır. Tüplerin bağlanması, tüplerin üzerine özel bir pens takılmasıyla da olabilir. Bu yöntem nispeten yenidir ve kadını,eski durumuna döndürme olanağı daha çoktur. Kadın çok şişmansa ameliyat daha güç olmakla birlikte, bu teknikte komplikasyon oranı çok düşüktür. Örneğin, Tayland'ta, elli hastanede 112 operatör tarafından gerçekleştirilen 2800 ameliyatta komplikasyonlar ancak yüzde 0.4'le 1 arasında olmuştur.
Laparoskopi ile kısırlaştırma
Halen Birleşik Devletlerde tutulan yöntem laparoskopidir. Göbekte açılan bir şaktan laparoskop denilen, periskop biçimindeki alet sokulur. Bu alet, karın içini ve özellikle rahim, yumurtalıklar ve yumurtalık kanallarını hemen görülebilir duruma getirir. Bu ince, boru biçimindeki aletin birçok yararı vardır. Önce, doktorun iç organları görmesini sağlayan bir fiber optik ışık kaynağı bulunur. Fiberoptikler soğuk, yanmayan bir ışık kaynağı olup, hemen bütün endoskopi, yani içeriyi görücü aletlerini geliştirmiştir. Laparoskop içinden enfeksiyonlar saptanabilir, kısırlık sorunları bakımından kanalların sonları kontrol edilebilir, rahim üzerindeki fibroid urlar görülebilir.Laparoskop ile kısırlaştırma için kadına lokal ya da genel anestezi yapılır. Daha sonra Trendelenburg durumuna getirilir (baş aşağıda, bacaklar yukarıda). Göbekte küçük bir şak açılır. Daha güzel bir görüş alanı sağlamak ve ameliyat sırasında barsaklan diyafragmaya doğru ittirmek için, önce karın boşluğuna karbondioksit zerkedilir. Daha sonra laparoskop içeriye sokulur ve ışık kaynağına bağlanır. Doktor önce barsaklan ve belki de apandisi yakından inceler. Daha sonra dikkati rahim, yumurtalıklar ve yumurtalık kanalları üzerinde odaklanır. Kısırlaştırma işi, laparoskopun kendi içinden geçirilen bir karın forsepsiyle yapılabilir. Çoğu kez pubis kılları üst sınırı yanından ikinci bir şak yapılıp oradan karın forsepsi sokulur. Burada çeşitli yöntemler uygulanabilir ki, en çok kullanılan bir tanesi, tüplerin koterize edilmesidir. Söz konusu işlem sırasında, önce fallop tüpleri karın forsepsiyle tutulur, sonra koterize edilir, yani yakılır ve tüpten bir parça alınıp çıkarılır. Bu yöntem çok etkilidir, ancak barsaklan yakma olasılığı vardır. Bu nedenle, yalnızca bu işe alışkın doktorlar tarafından yapılmalıdır.
Son zamanlarda pensler ve halkalar denenmiştir. Laparoskopun içinden sokulan bir alet tüplere takılır. Bu penslerin arasındaki tüp kısmı daha sonra çıkarılır.
Fallop kanalına takılan silikon halka da son zamanlarda başarı sağlamaktadır. Bu halka laparoskopi sırasında kanallara takılıp sıkıştırılarak kanal içinden geçişi önler. Bu tekniğin bir üstünlüğü,, tüpün sadece ufak bir bölümünün zedelenmesi nedeniyle, yeniden eski durumuna döndürülebilir bir yöntem oluşudur. Kısırlaştırma gerçekleştirildikten sonra, doktor laparoskop içinden kanama olup olmadığını kontrol eder; Daha sonra alet dışarıya çıkarılır, karbondioksit boşaltılır ve derinin altına bir ya da iki dikiş konulur. Şak yerinin üzerine küçük bir flaster örtülür. Bütün bunlar otuzla elli dakika tutar. Lokal anestezi uygulanan hastalar aym gün eve gidebilirler; genel anestezi yapılmış olanlarsa ertesi gün evlerine yollanırlar. Bazı durumlarda laparoskopi ile kısırlaştırma yapılmaz. Başlıca engeller, yapışıklıklar yapan, geçirilmiş apandisit ve başka karın ameliyatlarıdır. Karbondioksit gazı karını gerip akciğerlere baskı yaptığından, kalp hastalıklarında bu ameliyat tehlikelidir. Şişmanlık da olumsuz bir etkendir. Şişman bir kadında laparoskopu doğru dürüst sokmak olanaksızdır. Son bir uyarı: Doktorunuzun laparoskopide tecrübeli biri olduğundan emin olmalısınız. Laparoskop ince bir alettir ve her doktor buna alışkın değildir. Bu alanda uzmanlaşmış olmayan bir doktor, kolayca barsakları delebilir ve organları yakabilir. Koterize ederken kanallarda geniş bir kısım tahrip edilirse, yumurtalıklara giden kanda azalma olabilir ve bunun sonucunda karın ağrısı ve ileride düzensiz kanamalar belirebilir.
Kuldoskopi yoluyla tüplerde kısırlaştırma
Kadınların kısırlaştırılmasmda başka bir yöntem kolpotomi dir. Bu, vajina içinden küçük bir şakla karın .boşluğuna girilerek yapılan bir ameliyattır. Kuldoskop karın yerine, vajina duvarından sokulan bir periskoptur. Kadın dizleri üzerinde oturup göğsünü masaya dayar (Bakınız: Bölüm 16). Ameliyat hep lokal anesteziyle yapılabilir. Vajinaya bir spekulum sokulup doktorun içerisini daha iyi görebilmesi için geriye çekilir. Sonra serviks özel bir forsepsle tutulur. Serviksin arka tarafından küçük bir şak yapılır. Buradan içeriye kuldoskop sokulur. Kuldoskopa takılan bir fiberoptik ışık kaynağı, doktorun pelvis organlarını görmesini sağlar. Gördükten sonra, kuldoskop içinden geçirilen küçük bir aletle tüpler tutulur. Fallop kanalları özel bir pensle bağlanır. Sonra iki pensin arasındaki bir bölüm çıkarılır. Bu tip ameliyattan sonra enfeksiyon oram yüksektir. Doktor kolposkopiye alışıksa, bu bir sorun değildir. Bu ameliyatta karına gaz doldurmak gibi sıkıntılar da yoktur. Usta ellerde yirmi dakikalık bir ameliyattır ve iyi de bir yöntemdir. Kadın aynı gün taburcu edilebilir. Bununla birlikte kadının duruşu nedeniyle bir miktar rahatsızlık söz konusu olabilir, hele lokal anestezi uygulandığına göre, bu durum anlaşılabilir.
Histeroskop aracılığıyla kısırlaştırma
Anlatılacak son dahili alet histeroskoptur, Histeroskop da, periskop tipinde bir alet olup, rahim boşluğunu görmek için vajinadan ve serviksten geçirilir. Rahim kanserini teşhis etmede yararlıdır.Histeroskopta başlıca zorluk, iyi bir görüş sağlayabilmek için rahim boşluğunun genişlemesinin gerekmesidir. Değişik tiplerde histeroskoplar yapılmıştır, ilk yapılanın ucunda bir balon vardı, bu şişirilerek rahim boşluğunu doldururdu. Şimdikilerdeyse, çok koyu bir eriyik olan Dextran ya da karbondioksit kullanılarak rahim boşluğu genişletilmekte ve böylece daha iyi bir görüş sağlanabilmektedir. Rahim boşluğu genişletildikten sonra, içerisi histeroskopla iyice gözden geçirilebilir ve tüplerin alt ağızları görülebilir. Daha sonra histeroskopun içinden ince bir ameliyat aleti geçirilir. Böylece rahim biyopsileri ve çeşitli tüp kısırlaştırmaları yapılabilir. Son zamanlarda histeroskop içinden fallop kanallarının tıkanması olanakları araştırılmıştır. Şimdilik bu konuda kesin bir teknik yoktur, fakat fallop tüplerinin, boynuz (kornu) bölgelerinin koterize edilmesi, spermin geçişini önlemek için tüplere yerleştirilen çeşitli tıkaçlar denenmektedir. Burada anlatılan yöntemler, histeroskopi dışında, yüksek derecede etkilidir. Tüplerin bağlanmasından sonra gebe kalma tehlikesi yüzde birin altındadır; bunlar da tüplerin yanlış bir biçimde koterize edildiği ya da doktorun tecrübesiz olduğu vakalardır.


Merhaha
Merhaha çok güzel bilgiler teşekkürler