İşlevsel Sindirim Bozuklukları

Kategorisi

mide diyet

Bu gibi durumlarda rejimi ihtiyatla uygulamak gerekir, çünkü ruhsallığın sonucu yada etkisi her şeyden önce gelir. Bu durum, mide-bağırsak sorunlarının karmaşıklaşmasında, katkıda bulunur. CARNOT, sindirimle ilgili psikozların, FREUD ve yardımcılarınca gösterilen cinsel psikozlar kadar önemli olduğunu söyler.

Rejim konusunda, ihtiyatlı davranmayı gerektiren bir dizi engelle karşılaşılır. Bu engellerden nasıl kurtulanacağını bilmeme durumu, bir zaman, açlığın temel bir rol oynadığı bir patolojinin gelişmesine yol açmıştı. Bunun tehlikesini klinikçilere gösterme şerefi J. Ch. ROUX'ya aittir. Gerekli iştah, kötü açlık duyumu, bazen boğuntu yaratan oburluk arasında belli sınırlar olmadığı gibi tek test olan hipoglisemi testinin kesinsizliği konusunda doygunluk, bıkkınlık, tiksinme arasındaki geçişler belirsizdir. Ayrıca, perhizci kuramsal buyrultulara körü körüne uyma ilkesine bağlıysa, özellikle incelediğimiz hasta guruplarında dirençsizlikler'in nedenini açıklamak zorundadır. Beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan bu dirençsizliklerin bazıları çelişiktir ve uzun bir gözlemle yada bir karşı-deneyle yapılan açıklama, tiksinmeyi artıran yasaklamalardan kaçınmak için nedenler olduğunu ortaya koyar. İşlevsel olanlarda tehlike hastaların bizi isteyerek sürüklediği beslenme eksikliği'dir. Sindirim öncesi tedbirlere önem vererek, her şeyden önce beslenmenin zorunluluklarım sağlamak ve yiyecekleri bölerek yemekle, ayrıca zehirleyici, tahriş edici maddelerin yerine en sindirilebilir maddeleri koymakla sindirim işini hafifletmek gerekir.

Ama, daha önce de söylediğimiz gibi, bu hastalarda çok zaman salgılamada, özellikle de kuvvet - hareketlilik düzeninde değişmeler meydana getirir. Bu aksamalar organik sindirim bozukluğu çekenlerde olduğu kadar, refleks sindirim bozukluklarında da görülür. Bu nedenle, besinlerin midede kalış süresini bilmek yararlıdır. Ch. RtCHET, CAR-NOT ve CHASSEVANT, CANNON, PAVLOV gibi bazı fizyolojistler bu sorunla ilgilendiler. PEN-ZOLDT şu tabloyu ortaya koydu:

Midede iki saatten az kalanlar: saf su, şaraplı su, az şekerli yeşil çay, kahve, bira, kaymaksız süt, yağsız et suyu yada sebze suyu, çiğ yumurta.
Midede iki yada üç saat kalanlar: bayat ekmek, omlet yada karıştırılmış yumurta, buğulama balık, dana beyni ve uykuluğu, çiğ sığır eti, sığır kıyması, patates püresi, lahana, kuşkonmaz, enginar, sütlü kahve, çikolata, kuru bisküit.
Midede üç-dört saat kalanlar: ekmek, kızarmış etler, yağsız jambon, av eti, havuç.
Midede dört-beş saat kalanlar: kızarmış kaz ve ördek, mercimek püresi, kuru fasulye, kaynamış etler.
Bu ayrıntılara girişimiz, çelişik görünüşlü bazı özelliklerin, göze çarpmasmdandır. Kendimizi tekrar etme tehlikesine düşmeyi göze alarak, yalnızca besinlerin yapısının etkili olmadığım, sıcaklığın, koyuluğun, hazırlanışın, sunuluşun, mide suyunun, «mide kapısını etkileyen nıhsalhkam da önemli olduğunu söyleyelim. Ancak, bu belirlemeler ne olursa olsun, en sindirilebilir ve iyi hazırlanmış besinleri seçmek, sağlıklı ve eksiksiz bir beslenme uygulamak gerekir Büyük klinikçi TROUSSEAU haklı olarak şöyle diyordu: «Rejimde yasa şudur: en iyi besin, hastanın kendi deneylerinden giderek en iyi sindirdiğini farkettiği besindir». Bunun için de hastanın kafasının boş fikirlerle dolu olmaması gerekir. Vücudun çelişkili dirençsizlikleri karşısında, hekimin kişisel etkisi, iyi düzenlenmiş bir psikoterapinin akıllıca müdahalesi en iyi sonuçları sağlar. Bu sonuçlar, birçok durumlarda insanı rejimin değerinden kuşkuya düşürecek sonuçlardır. Gerçekten, uygulamada hiç bir kesin kural önerilemez. Perhiz konusunda ihtiyatlılık ve dağduyu öğütleri dışında, hekim, hastanın yardımını engellememeye dikkat ederek ve onu uyarlı hale getirmeye çalışarak, yaşama kurallarını belirlemelidir.

Bununla brilikte, bir süredir giderek daha da azalan bazı ender vakalarda, beslenme eksikliğine yol açan sürekli ve aşırı kısıtlamaların yarattığı bir çok işlevsel sindirim bozukluklarıyla karşılaşılır. Yalnız kalma, aile çevresinden uzaklaşma, ihtiyatlı bir semirtmeye, bir ensülin kürüne, bir androjen kürüne (kadında) bağlı ustaca tutum gerçekten iyi sonuçlar sağladı. Ama pek çok rastlanan orta derecede önemli durumlarda hekim uygulamayı dikkatle, aşırıya kaçmadan, sonuca çok çabuk ulaşmaya kalkmadan yapmalıdır. Şehre uyumsuz hastalar dive adlandırdığımız ve daha önce de sözünü ettiğimiz hastalara gelince, bunlar bazen çok nazik tıp sorunları ve toplumsal sorunlar ortaya koyarlar.

Çabuk ve oburcasına yemek yedikleri için sindirim zorluğu çekenler bunlar yemekten sonra ağır ve uykulu hale gelirler kendilerini toparlamak vs yemekten sonra on beş yirmi dakika kadar yürüyüş yapmak zorundadırlar. Midesi iyi çalışmayan birçok kişi, kuramsal fikirlere dayanan bir kurala uyarak, yemekten sonra yatarak dinlenir. Elbette bu, yemekten sonra büroda oturur durumda, masaya dayalı kalmaktan daha iyidir. Ne var ki bu kural toplumsal açıdan uyulması pek zor ve pratik olarak pek büyük sonuçlar getirmeyen bir kuraldır. Yemek üzerine duyulan rahatsızlıklar, uzanıp dinlenmeyle geçer. Paul CARNOT günün önemli yemeğini yatmadan önce yemeye dayanan bir usul önerir. Dolaşım yavaşlaması ve şiddetli ağrıyla belirgin ptoz vakaları dışında, sindirim zorluğu çeken kişilerin hemen hepsi sindirim kolaylaştırıcı yürüyüşlerden yarar görürler.

Bunları başlıca üç grupta toplayabiliriz. Birinci gruptakiler, ince uzun kişilerde görülür; bu kişiler boylarıyla orantılı olarak uzun midelidirler: bu durumda pitozlar sürekli ıstırap veren sindirim bozuklukları meydana getirmez. Uzun mideliler normal kişilerdir, perhiz yaparak ve kemer kullanarak sindirim zorluğuna giderebilirler.

İkinci gruptakiler, uzun mideye sahip olmaktan başka, bir vejetatif distoniye tutulmuş kişilerdir. Mideleri uzundur ve iyi çalışmaz. Midenin altı aşağıya doğru inmiştir ve çok az kasılabilir. Mide kapısı ve onikiparmak bağırsağı bölgesi sarkmıştır, işlevsel sindirim bozuklukları için geçerli olan kurallar bu durumlara da uygulanabilir, üçüncü gruba girenlerde bunlar öncekilere göre daha büyük güçlükler ortaya koyarlar-, ağrılar daha uzun sürer, bozukluklar daha dirençlidir. Radyoloji şunu ortaya koyar: mide, öncekilerde olduğu gibi uzunsa ve iyi ka-sılamıvorsa, mide kapısı ve onikiparmak bağırsağı bölgesi daha yukarıda sabitleşmiş ve bir çıkıntı meydana getirmiştir: bu çıkıntı midenin boşaltma gücünü şu yada bu Ölçüde zayıflatır. Mide kapısı ve onikiparmak bağırsağı bölgesinin sabitleşmesi, sarkmanın ilerlemesini engeller; bu sabitleşme lezyonlu olmasa da sancılıdır. Bunlara yol açan bir çok neden, «ptoz dışında» aranmalıdır, hekim bunları belirledikten sonra tedavi çareleri araştıracaktır. Ptozun nedenleri genellikle öd kesesine, nadiren de apandisite bağlıdır.