İhtiyarlık Bunaklığı
İhtiyarlık önüne geçilmesi mümkün olmayan bir olaydır. Yalnız her ihtiyar bunak değildir. Yüz otuz, yüz kırk sene yaşadığı halde en ufak bunama belirtileri göstermeyen insanların varlığı bilim adamları tarafından gösterilmiştir. Belki de yaşlıların beyin dokusunda meydana gelen bu değişiklikler, insanların hayatı süresince karşılaştıkları patolojik faktörlerden ileri geliyordur. Yaşadıkça insan vücudunun en küçük parçası olan hücrelerde bazı değişiklikler meydana geldiği, hücre içindeki dengenin bozulduğu gerçektir. İhtiyarlık bunaklığı altmış beş yetmiş yaşları arasında başlar. Başlangıçta zekânın çalışmasında bir durgunluk göze batar. Kendilerinden başkalarını düşünmezler (Egoizm), çok sinirlidirler. Uykuları azalmıştır. Geçmişe ve anılarına çok bağlıdırlar. Bu devre uzun sürmez, arkasından hastalık bütün şiddetiyle ortaya çıkar.
Görülen belirtilerin başında unutkanlık gelir. Son olayları kesinlikle hatırlayamazlar, buna karşılık anılarını o gün olmuş gibi ayrıntılarıyla bilirler. Unutkanlığın yanı sıra dikkatleri de ileri derecede zayıflar. Bazen bu hal o kadar ileridir ki hastanın, ne bulunduğu yerden, ne de zamandan haberi vardır. Bazen de hayatında ilk defa gördüğü bir kimseyi çok iyi tanıdığı kanısındadır.
Anılarında yer yer boşluklar vardır. Hiç olmamış şeyleri, olmuş gibi zaman ve yer göstererek anlatırlar. Dikkat ve anlayışları bozuktur. Zaman zaman aşın duygulu olurlar, ağlarlar. Bazen aile için felâket sayabilecek şeyler onun ilgisini bile çekmez. Cinsel hayata ait bozukluklar ileri derecededir. Torununa kendisine ışık olduğunu söylemekten çekinmez. Yetmiş yaşında olduğu halde çok genç bir erkekle evlenmeğe kalkar, adeta çocuklaşır. Hastalık yavaş yavaş ilerler. Bazı taşkın ve hezeyanlı hallerde ölüm kapıyı çabuk çalar. Süresi değişiktir, fakat sonuç her zaman kötüdür.

bal
okuduğuma göre yaşlanmayı en sağlıklı şekilde yavaşlatmanın veya uzun yaşamanın yolu "bal" dan geçiyormuş.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/14826243.asp?gid=200