Hipotansiyon
Sistolik basıncın yani yüksek tansiyonun, 9 ve diyastoluk basıncın yani küçük tansiyonun 6 dan az olduğu durumlara hipotansiyon denir. Hiç bir nedene bağlı olmadığı halde, tansiyon sürekli düşükse, idiopatik ya da esansiyel hipotansiyondan söz edilir. Ayakta çok durulduğunda baş dönmesi bazen da bayılmaya neden olan bu hipotansiyon, genellikle zararsızdır.
Oturur ya da yatar durumda iken normal fakat ayağa kalkınca düşmesine ise, ortostatik hipotansiyon adı verilir. İç salgı bezlerinin yetersizliğinde de, sürekli tansiyon düşüklükleri olur. Kalp ve dolaşım sistemi bozukluklarında da hipotansiyonlar görülür.
Bu gibi durumlarda, tansiyona her iki koldan da bakılmalı fark varsa, daha yüksek olan asıl alınmalıdır. Düşük tansiyondan genellikle gençler, zayıf uzun boylu astenik yapılılar ve nörovejetatif (istem dışı sinirler) sistemi oynak olanlar, şikayet ederler. Kansızlıkta da, tansiyon düşüklüğü görülür. Tansiyon düşüklüklerinde genel sağlığı düzenleyici beslenme, bedensel egzersiz ve hafif tuzlu gıdalar yararlıdır. İstem dışı sinir sistemini düzenleyici ilaçlar ile, istem dışı sinir sistemini güçlendirici yöntemler yararlıdır. Ancak belirli organik bir nedene bağlı olmayan bu tür düşüklüklerden korkulmamalıdır.
Anı ölüm nedir, neden olur
Ani ölümün nedeni, % 90 kalp, % 10 başka organların hastalıklarıdır. Olay, belirtilerin başlamasından itibaren ilk 24 saat içinde oluşursa, ani ölümden söz edilir. Kalpten kaynaklanan ani ölümlerin % 50'sinden fazlası, ilk dakika içinde (sekte-i kalp) ötekileri ise, ilk 24 saat içinde görülmektedir.
İlk dakika içindeki ölümlere ne yazık ki pek çare olmadığı halde, İlk 24 saat içinde sonuçlanabilecek ölüm olayları ile baş edilebilmektedir. Kalpten ileri gelen ani ölümlerin bir numaralı nedeni, kalbin elektrik olaylarıdır. Seyrek olan öteki nedenler, kalbin duvarının yırtılması, bölmelerinin delinmesi, kapakları hareket ettiren dokuların yırtılma ve kopması, geniş harabiyete bağlı pompa yetersizlikleridir.
Kalp bir elektrik üreticisidir (jeneratör). Kası içinde bulunan bazı özel dokular, elektriği üretir ve özel yollarla karıncıklara ileterek doğal kasılmayı oluştururlar. Kalp kası içinde bulunan ve sinüs düğümü adı verilen özel bir doku, birincil elektrik üreticisidir. Normalde 70 dolayında elektrik uyarısı çıkaran bu doku, bazı koşullarda, örneğin bir koşu sırasında 180 -250 arası uyarı çıkarabilir. Kalp kasının diğer yerleri de elektrik uyarısı çıkarma özelliğine sahiptir. Fakat, doğal durumlarda, sinüs düğümünden çıkan elektrik uyarıları, kalbe yayılırken öteki uyarı bölgelerini baskı altına alır ve bu bölgeler uyarı çıkaramazlar. Bu İkincil elektrik üreten bölgelerin bir başka özelliği de çıkardıkları uyarı adedinin düşük oluşudur 20-50 arası.
İşte sinüs düğümü ya da ona yakın bulunan başka bir düğüm (A-V düğümü) herhangi bir nedenle elektrik üretemezse ya da ürettiği elektrik, iletim yollarında engellenirse ve aşağıdaki öteki dokular da bir dakika içinde elektrik uyarısı çıkaramazsa kalp durur ve ani ölüm meydana gelir. Birinci neden budur ve buna gerçek kalp durması adı verilir. İkinci neden, yalancı kalp durması dır. Bu durumda, kalp durmamış fakat 300-600 arası uyarı çıkardığından artık kasılmamakta ve kan pompalayamamaktadır. Kasılma yerine kalp titremektedir. Titreme 1-2 dakika sürerse ani ölüm oluşur. Bunun da nedeni:
1) Sinüs ve A-V düğümünün 50'nin altında elektrik’i uyarı çıkarması ya da normal sayıda çıkardığı uyarının, iletim yollarında engellenmesi sonucu, kalp karıncığına az sayıda uyarının geçmesidir. Normalde üst merkezlerin yani düğümlerin kontrolü altında uyarı çıkarmayan kalp karıncığı elektrik uyarı merkezlerinden birçoğu, baskı kalkar kalkmaz, hep birlikte uyumsuz ve çok sayıda uyarı çıkararak kalbi titreştirirler. Bu durumu hükümetlere benzetebiliriz. Kalbin sinüs düğümü hükümettir. Zayıflayınca nasıl anarşi başlarsa, sinüs düğümünün zayıflamasında da karıncık bölgesi anarşiye geçer ve 1-2 dakikada kişiyi ölüme sürükler.
2) Sinüs düğümü normal çalıştığı zaman da kalp karıncıkları 300-600 arası uyarı çıkararak kalbi titreştirebilir. Bunun neden; koroner kan akımının yetersizliği dolayısıyla ya da iltihap-fibroz doku oluşması gibi olaylarla kasın elektrik’i dengesinin bozulmasıdır. Bu durumlarla savaş 2 yolla yapılır:
İlk 1 dakika içinde oluşan ani ölüme götüren olayla mücadele zordur. Kişinin yanında kimse yoksa ölüm kaçınılmazdır. Verse yapılacak ilk iş, kalbin bulunduğu göğüs kafesine 1-2 sert yumruk atmaktır. Durmuş ya da titremekte olan kalp, hemen kendine gelip, normal elektrik düzeninene girebilir. Bu bir çeşit, çalışmakta olan bir radyonun aniden sesinin kesilmesi sırasında, ahizeye yumruk atıp çalıştırmamıza benzer. Başarı şansı yüksek olmamakla birlikte önemsenmeyecek kadar az da değildir. Yumruk işe yaramadığında, hasta düz ve sert bir yere yatırılır, ambulans gelinceye kadar kalp masajı (dakikada 40-60 arası) ve yapay solunum (dakikada 8-15 arası) yapılmalıdır. Bütün bu girişimlerde başarı şansı azdır. Bu yüzden tıp ilmi, hangi nedenlerle kalbin durduğunu ya da titrediğini araştırmış ve korunma yollarını ortaya çıkarmıştır.
Ani ölüme neden olan risk faktörleri, Amerika'nın Albani yöresinde 1838 kişi, Framingam bölgesinde 2282 kişi, 16 yıl izlenerek ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bunların büyük çoğunluğunda koroner hastalığı vardır.
1 - Tütün kullanmanın, koroner hastalarında ani ölüm riskini 3 kat artırdığı saptanmıştır. Ani ölmüş kadınların % 90'ının sigara kullandığı görülmüştür. Risk günde 20'den fazla sigara kullananlarda % 62, 20'den az kullananlarda % 28 oranındadır. Kadınların sigaranın zararlı etkisine daha duyarlı oldukları göze çarpmaktadır. Görülmektedir ki, bir koroner hastasının sigara kullanması ölümü göze almak demektir.
2 - Tansiyon yüksekliği: Sistolik (büyük) basıncı 160 mmHg, diyastolik (küçük) basıncı 95 mmHg'den yüksek olanlarda ani ölüm oranı, kan basıncı normal olanlara oranla 3 kat fazladır. Dolayısıyla yüksek tansiyonla uğraşı ani ölümü önleyecek önemli bir savaş alanıdır.
3 - Şişmanlık, ani ölüm riskini 1 kat artırmaktadır. Bu, koroner hastaların kilolarını ideal ağırlığa indirme çalışmalarının ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.
4 - Kalp irileşmesi (hipertrofi) de ani ölüm riskini belli ölçüde artıran nedenlerdendir. Koroner hastaların muayene, elektrokardiografi ve röntgenle kalp irileşmesi yönünden gözden geçirilmesi gerekir.
5 - Hareketsiz yaşantı: Framingam çalışmaları günlük işlerini oturarak ya da az yürüyerek yapanlarda ani ölüm oranının 2 kat fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ani ölümden korunmak için 1 saatlik günlük yürüyüş ya da 15 dakika sabah jimnastiği ya da haftada 3 gün küçük sporlar yapılması önerilmektedir. (Yüzme, ping-pong vs.)
6 - Alışılmamış ölçüde aşırı efor: Hiç spor yapmamış bir koroner hastası ya da normal kişi, birdenbire futbol oynar, uzun ya da seri koşar, bir müsabaka sporu yaparsa ani ölüm gelişebilir. Bunun en bariz ve bilinen örneği, eski Yunanlı Pheidippides'in, İranlıların (Pers) yenildiğini bildirmek için Maraton’dan. Atina'ya koşması ve zafer işaretini duyurur duyurmaz ölmesidir.
7 - Ekstrasistol: Normallerde daha az, koroner hastalarında daha sık olarak ani ölüm habercisidir. Framingam çalışmaları 100 nabız sayımında 10 ya da daha fazla ventriküler tip Ekstrasistol gösteren hastada, ani ölümün olmayanlara oranla 2-3 kat daha fazla görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Göğsünde düzensiz vuruşlara bağlı çarpıntı hisseden koroner hastaların kendilerini incelemeye bırakmalarında büyük yarar vardır.
8 - Öteki nedenler; aşırı yorgunluk, ruhsal yük, cinsel ilişki, aşırı yemek ve alkoldür. Yapılan incelemeler bu durumlarda ani ölümün daha sık olduğunu göstermektedir. Cinsel ilişki esnasında çıkan ölümler roman konusu olmuştur. (Morte L'Amour-Aşk ölümü gibi). Heyecanın, üzüntü ve sevinme biçimindeki aşırı uçları eşit biçimde tehlikelidir. Güney Amerika'da futbol stadyumlarında ani ölümler incelendiğinde kazanan takımın taraftarları ile kaybeden takım taraftarları arasında ölüm oranının eşit olduğu anlaşılmıştır. Ani ölümler, cumartesi geceleri, öteki gecelere oranla daha sıktır. Nedeni, tatil gecesine rastlaması dolayısıyla fazla içki ve yemek yenmesidir.
İlk 24 saat içindeki ölümlerle savaşın daha kolay olduğunu belirtmiştik. Savaşın ilk koşulu, kalp krizi geçirenin derhal yoğun koroner bakım ünitesi bulunan bir hastaneye başvurmasıdır. Bu ünitelerin en önemli niteliği, ani ölümü oluşturan elektrikli olayı hemen yakalaması ve durmuş kalbi pil ile, titreyen kalbi defibrilatör adı verilen âletle anında düzeltebilmesidir.
Ani ölümlerin ortadan kaldırılmasında pratisyen doktor ve serbest çalışan uzman doktorlara da büyük görev düşmektedir. Çünkü kalp krizi (Enfarktüs) geçiren hastalarla ilk karşılaşan onlardır. Böyle bir hastaya çağrıldıklarında ilk yapacakları iş, elektrokardiyogramlarını çekip krizi ve elektrik olaylarını saptamaktır. Nabız adedi 60'ın altına düşmüş hastalarda önce nabız sayısını yükseltmek gerekir. Bunun için damar yoluyla 1 mgr Atropin yapılmalıdır.
Ani ölüm bir ülkenin en önemli sosyo-ekonomik sorunlarından biridir. Bir aile ağacı incelendiğinde, bir ya da birkaç kişinin birden bire ölmüş olduğu saptanır. Bu kişiler, kalpteki düzensiz elektrik olayları ile öldüklerinden genel anlamda sağlam kişilerdir. Elektrik düzensizliği önlendiğinde normal yaşama dönmekte ve sosyal düzenine katkılarını sürdürmektedirler.
Dinlenme ve rehabilitasyon hastadan hastaya değişir. Bu durum kalbin kendini toparlama derecesine göre ayarlanır. Faaliyetler kademeli arttırılır. Enfarktüsü geçirenler, tedavi sonunda normal işlerine dönmelidirler. Çünkü hastalıktan çok, korku ve endişe hastalara daha fazla zarar verir. Bir çok kişi, enfarktüs geçirdikten sonra, normal İşlerini sürdürmektedirler. Hastaların normal işlerine, hastaneden çıktıktan bir iki ay sonra başlayabilecekleri anlatılmalıdır. Hastalar normal işlerine dönebilirler ama, artık enfarktüs geçirmiş bir kişi olduklarını da unutmamalı, yaşamlarını ona göre düzenlemelidirler. Örneğin, fazla kiloları verilmeli, sigara bırakılmalı ya da ileri derecede azaltılmalıdır. Çay, kahve hasta tarafından düzenlenmek koşulu ile, en aza indirilmelidir. Gereksiz yemeklerden, ağır yiyeceklerden ve arada yemelerden sakınılmalı, hareketsiz bir yaşamla mücadele edilmeli, sistemli, yürüme, koşma, zıplama ezersizleri yapılmalıdır.
Öteden beri kalp hastalıkları ile alkol hakkında değişik yönde yayınlar ve söylentiler vardır. Çoğu kişi, alkolün damar açıcı etkisi nedeniyle, enfarktüsde bir tedavi yöntemi olduğuna inanır. Özellikle alkolü sevenler, bu inanışa tümüyle bağlanırlar. Alkolün trankilizan (sinir sistemini rahatlatıcı), etkisi, günlük gerilim ve stresleri azaltması bakımından yararı olabilir. Bu etkinin kalbi koruduğu olasıdır. Ancak alkolün doğrudan, kimyasal yoldan kalbe yarar verdiği tartışılabilir. Örneğin 50 cc viski ya da benzeri alkolün üstüne çıkıldığında, hele bu ölçü 100 cc'yi aştığında alkolün kalbe zarar verdiğine inananlardanım..
Kalp hastaları için cinsel faaliyetler de büyük sorun ve korku kaynağı olmaktadır. Kimileri tümüyle bu faaliyetlerine korku yüzünden son verirken, kimileri eski düzen ve tempolarını sürdürürler. Cinsel faaliyetten bu denli korkmanın doğru olmadığını hemen vurgulayalım. Üstelik periyodik cinsel faaliyetin, kişiyi rahatlatıcı etkisi düşünülürse ve kişi yaşama karşı bu enerjiyi içinde duyarsa, kendine de, kalbine de yardım etmiş olur. Ancak her faaliyette olduğu gibi, aşırıya kaçmak, çok yorucu biçimleri uygulamak, akşam yemeğinden hemen sonra ya da ağır bir yemekten sonra bu faaliyette bulunmak, özellikle yüksek heyecan ve gerilimli bir ortamda ya da kişi ile bu işi yapmak, sakıncaları olarak sayılabilir.

Son yorumlar
8 hafta 4 gün önce
8 hafta 4 gün önce
10 hafta 6 gün önce
11 hafta 14 saat önce
12 hafta 16 saat önce
12 hafta 4 gün önce
12 hafta 5 gün önce
18 hafta 20 saat önce
18 hafta 5 gün önce
20 hafta 9 saat önce