Hipertansiyon Nedir?
Damar içindeki kan basıncının normalin üstüne çıkmasına hipertansiyon denilmektedir.Genellikle başlangıçta hiçbir belirti göstermeyen, bu nedenle gizli kalan ve pek önem verilmeyen, sık olarak bir rastlantı sonucu saptanan, çoğunlukla kolaylıkla tedavi edilebilen, tedavi edilmediğinde ise ölümcül sonuçlara yol açan bir sağlık sorunudur.
KAN BASINCI ÖLÇÜMÜNDE KAÇ DEĞER SAPTANIR?
Kan basıncı ölçümünde iki değer saptanır.Yüksek olan sayı "sistolik" basınç ya da büyük tansiyon adı ile anılır. Bu basınç kalbin içindeki kanın damarlara pompalandığı anda oluşur. Bu pompalama nabız sayısı gibi dakikada 70-100 civarındadır. İki pompalama arasında kalp adalesi içine kanı doldurmak için gevşer ve bu arada damardaki basınç düşer, buna "diastolik" ya da küçük tansiyon denir.
NORMAL VE YÜKSEK OLARAK KABUL ETTİĞİMİZ KAN BASINCI DEĞERLERİ NELERDİR?
Küçük tansiyon diye sözünü ettiğimiz diastolik basıncın 90 mmHg'nın büyük tansiyon ya da sistolik basıncın ise 140 mm Hg'nın altında olmasına normal tansiyon diyoruz.
Sistolik basınç 160 mm Hg, diastolik basınç 9.5 mm Hg üzerinde ise hipertansiyonlu olarak nitelendiriyor, sistolik basıncı 140-160 mm Hg, diastolik basınç 90-95 mm Hg arasındaki kişileri ise sınırda hipertansiyonlu olarak kabul ediyoruz.
KAN BASINCI ÖLÇÜMÜ NASIL YAPILIR?
Kan basıncını ölçmek için içine hava pompalanan bir lastik kolluk dirseğin üst tarafında kola sarılır. Bu kolluk hava pompalanınca, temiz kan damarlarını (arter) o kadar sıkıştırır ki artık içindeki kan akımı durur, ayrıca bilekteki nabız kaybolur. Sonra lastik kolluk içindeki hava yavaş yavaş bırakılır. Kolluk içindeki hava basıncı kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınca inip eşitlenince, kanın çarpması ile bu damarda bir ses meydana gelir. Her kalp atımında oluşan bu ses sistolik kan basınç değerini verir. Tansiyon ölçülen kolun bilek damarını kontrol edersek kulaklıkla dinlenen bu sesin oluştuğu basınç seviyesinde, nabız atımının başladığını hissederiz. Kolluk içindeki hava boşaltılmaya devam edilince, basınç azalarak, kulaklıkla duyulan sesin bir noktada artık duyulmadığı görülür. Burada basınç damardan kanın serbestçe akabildiği seviyededir. Buna diyastolik basınç denir. Diyastolik basınç bilek damarlarından bulunmaz. Tansiyon seviyeleri, ortasında ibresi bulunan göstergelerle, civa sütununun yüksekliği ile ya da elektronik aletlerin sayısal göstergeleri ile okunur. Okunan değerler milimetre civa sütunu olarak açıklanmakla birlikte, 13-15 gibi sayılarla da ifade edilir, (örneğin 170 mm Hg yerine 17 denebilir).
KAN BASINCI YÜKSEKLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
Olguların %90-95'inde esas neden bilinmemektedir. Bu kişileri esansiyel hipertansiyonlu olarak isimlendiriyoruz.%5-10 gibi küçük bir yüzdeyi teşkil eden nedeni bilinen hipertansiyon, çoğunlukla bir böbrek hastalığına, hormonal bir hastalığa, bazı kalp hastalıklarına, merkezi sinir sistemi hastalıklarına, gebeliğe, bazı ilaçlara (doğum kontrol hapları gibi) bağlı olarak ortaya çıkabilir.
NEDENİ BİLİNMEYEN HASTALARDA HİPERTANSİYON OLUŞUMUNDA NE GİBİ ETKENLERİN ROLÜ ÜZERİNDE DURULABİLİR?
Kalıtsal ve çevresel faktörlerin hipertansiyonun oluşumunda rol oynadığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur.
HİPERTANSİYON OLUŞUMUNDA KALITIMIN ÖNEMİ NEDİR? HİPERTANSİYONA EĞİLİMİ OLAN KİŞİLER VAR MIDIR? HİPERTANSİYONDAN KALITSAL BİR HASTALIK OLARAK SÖZ EDİLEBİLİR Mİ?
Hipertansiyonu kişilerin aileleri araştırıldığında %60'ının aile bireylerinde de yüksek tansiyon saptanmıştır. Hayvan deneyleri de kalıtımın büyük önemi olduğunu göstermiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalar da hipertansiyonun kalıtsal özelliğini vurgulamıştır. Ancak hipertansiyonlu bir kişinin yakınlarında da mutlaka yüksek tansiyon görülebileceğini söylemek yanlış olacaktır. Kalıtımın yanı sıra başka etkenler de söz konusudur.
ŞİŞMANLIKLA HİPERTANSİYON ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?
Şişmanlık ve yüksek tansiyon arasında büyük bir bağlantı vardır.Hipertansiyonlu kişilerin %60'ının normalin üstünde kiloları olduğu görülmektedir. Yüksek tansiyonlu hastalarda kilonun azaltılması, arter basıncını düşürmekte, normal tansiyonlu kişilerin kilo alması ise hipertansiyonun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
AŞIRI TUZ ALIMI İLE HİPERTANSİYON ARASINDA BİR İLİŞKİ VAR MIDIR?
Hipertansiyon oluşumunda etken olan çevresel faktörler arasında aşırı tuz alımı büyük önem taşımaktadır. Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık %20'i alınan sodyum yani tuz miktarına duyarlılık gösterir. Bu hastalarda tuz alımının kısıtlanması yani az tuzlu yeme veya diüretik dediğimiz idrar söktürücü ilaçlarla vücuttaki fazla tuzun atılması yüksek tansiyonu normale döndürmeye yardımcı olabilmektedir.
KİŞİNİN YÜKSEK TANSİYONLU OLDUĞUNU BİLMESİ, PSİKOLOJİK STRESİNİ ARTIRIR MI?
Yüksek tansiyonlu olduğunu bilmek, kişinin psikolojik stresini artırabilir.Ancak hastaya, hastalığının kolaylıkla tedavi edilebilir nitelikte olduğunun açıklanması bu stresi büyük ölçüde ortadan kaldırabilir.
YAŞAM BİÇİMİ VE STRESİN HİPERTANSİYON OLUŞUMUNDAKİ ROLÜ NEDİR?
Günümüzde teknolojideki gelişmelerle birlikte günlük yaşam bir yandan kolaylaşırken, öte yandan insanoğlu daha stresli olaylarla karşı karşıya kalmaktadır. Hepimizin bu strese verdiği cevap farklıdır. Yaşamı bir savaş gibi algılayan ve sürekli stres dolu bir ortam içerisinde kalan kişilerde hipertansiyon yüksek oranlarda görülmektedir.
DOKTORUN MEVCUDİYETİ KAN BASINCINI YÜKSELTİR Mİ?
Doktorlar tarafından yapılan ölçümler, evde hastanın kendisi tarafından yapılan ölçümlerden yüksek bulunabilir. Bunda doktorun mevcudiyetinin etkisi olabilir. Bu nedenle hasta-hekim ilişkisi büyük önem taşımaktadır. Hasta doktordan korkmamalı, tam tersine doktorunu sorunlarına yardımcı olabilecek bir dost olarak görmelidir.
İNSANIN KİŞİLİK YAPISININ KAN BASINCI ÜZERİNE ETKİSİ VAR MIDIR?
Daha önce de belirttiğimiz gibi, tüm canlılar her an birçok stresli olayla karşı karşıya kalabilmektedir. Strese karşı insanoğlunun verdiği cevabın farklılığı, kişilik yapısındaki değişikliklerden kaynaklanmaktadır.Yapılan çalışmalarda, kızgınlığını, öfkesini gizleyen, içine atan kişilerde kan basıncı değerlerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.
AŞIRI GÜRÜLTÜNÜN KAN BASINCI ÜZERİNDE ETKİSİ VAR MIDIR?
Aniden ortaya çıkan gürültülerin kan basıncında bir yükselmeye neden olduğu bilinmektedir.
Uzun süreli gürültüye maruz kalmak, bir başka deyişle aşırı gürültülü ortamlarda uzun süre bulunmak, hipertansiyonun ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
ÇOK MİKTARDA KAHVE İÇMEK KAN BASINCINI OLUMSUZ YÖNDE ETKİLER Mİ?
Yapılan araştırmalarda, yüksek tansiyonlu kişilerin içtikleri kahve miktarını azalttıklarında, kan basınçlarında anlamlı ölçüde bir düşme olduğu saptanmıştır. Günde 4-5 fincan kahve içen kişilerin, aynı miktarda kafein içermeyen kahve içtiklerinde de kan basınçlarında bir düşme olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle yüksek tansiyonlu kişilerin günde 1-2 fincanı geçmeyecek ölçüde kahve içmeleri önerilmelidir.
ALKOLÜN KAN BASINCI ÜZERİNE ETKİSİ VAR MIDIR?
Alkol alındıktan sonraki 2 saat içinde, alkolün damarlarda yaptığı genişlemenin bir sonucu olarak kan basıncında bir düşme görülebilir. Ancak yüksek tansiyonlu kişilerde alkol, daha sonra kan basıncında yükselmeye neden olmaktadır. Bu nedenle aşırı miktardaki alkol yüksek tansiyonlu kişiler için zararlıdır.Günde 60 ml'e kadar alkol kullanımının zararlı olmadığı saptanmıştır. Ancak alkolün bir bağımlılık haline getirilmemesi gereklidir.
MEVSİMLERİN KAN BASINCI ÜZERİNE ETKİSİ VAR MIDIR?
Son araştırmalarda kış mevsiminde kan basıncı değerlerinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Güneş, fizyolojik bir tansiyon düşürücü olarak isimlendirilmektedir.
ACI, EKŞİ YİYECEKLER KAN BASINCINDA YÜKSELMEYE NEDEN OLUR MU?
Acı, ekşi, limon, baharatın kan basıncı üzerinde olumsuz etkisi yoktur. Aksine birçok gıdada tuz gereksinimini azaltarak, aşırı tuz alımını önleyecektir.
HİPERTANSİYONLU BİR HASTANIN CİNSEL YAŞAMI NASIL OLMALIDIR?
Cinsel yaşam, bir sportif etkinlik olarak değil, hayattan zevk alınacak bir faktör olarak görülmelidir. Psikolojik stresi giderecek şekilde bir cinsel yaşam, hipertansiyon hastası için zararlı değildir.
TANSİYONU YÜKSEK OLAN KİŞİLERİN DAĞA ÇIKMALARINDA BİR SAKINCA VAR MIDIR?
Yapılan çalışmalar sonucunda, 1200 metreye kadar olan yüksekliklere çıkıldığında, hem hipertansiyonlu, hem de normal tansiyonlu kişilerin kan basınçlarında hafif, tehlikeli boyutlara ulaşmayan yükselmeler olduğu görülmüştür. Daha yüksek ortamlarda (3000 metre) bulunmak, kan basıncını olumsuz yönde etkilediğinden, yüksek tansiyonlu kişiler için sakıncalıdır.
HİPERTANSİYONLU BİR KİŞİNİN KAPLICAYA GİRMESİ SAKINCALI MIDIR?
Kaplıcaya girmek kan basıncında oynamalara yol açabilir. Bu nedenle yüksek tansiyonlu kişiler doktorlarının önerisine göre kaplıcaya girip girmemeye karar vermelidirler.
KAN BASINCI YÜKSEK OLAN BİR KİŞİ DENİZE GİRERKEN NELERE DİKKAT ETMELİDİR?
Güneşli ve sıcak bir ortamda uzun süre kalmak ve birden denize girmek sakıncalıdır. Yüksek tansiyonlu bir kişi çok uzun süre güneşte kalmamalı, güneş altında aşırı efor sarf etmemeli, ani olarak denize girmemelidir.
YÜKSEK TANSİYONLU BİR KİŞİNİN UÇAĞA BİNMESİ SAKINCALI MIDIR?
Uçakta kabin basıncı ayarlı olduğu için tedavi altındaki yüksek tansiyonlu bir kişi uçağa binebilir.
BİR HİPERTANSİYON HASTASINDA HASTALIĞIN SEYRİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?
Yaş, cinsiyet, ırk, sigara, serum kolesterol düzeyi, aşırı kilo hastalığın seyri üzerinde etkili olmaktadır.
Hipertansiyon saptandığında hasta ne kadar gençse, tedavi edilmediğinde yaşam beklentisindeki azalma da o kadar çoktur. Bu nedenle, başlangıçta hiçbir belirti vermeyen ve yakınmaya neden olmayan hipertansiyonun önlenmesi, saptanması ve tedavisi büyük Önem taşımaktadır.Yüksek tansiyon, zencilerde beyazlara oranla iki katı sıklıkta görülmektedir. Kadınların hem beyaz, hem siyah ırkta hipertansiyonu erkeklerden daha iyi tolere ettiği görülmüştür.
SİGARA İLE YÜKSEK TANSİYON ARASINDA BİR İLİŞKİ VAR MIDIR?
Sigara içmenin kan basıncını yükseltici etkisi yoktur. Ancak tansiyon yüksekliğinin damarlar üzerinde yapacağı harabiyeti hızlandırması nedeniyle mutlaka bırakılmalıdır.
Sigaranın damarlar üzerindeki olumsuz etkileri, hipertansiyonlu kişilerde, normal kişilere oranla daha fazla olmaktadır. Ayrıca, tansiyon düşürücü ilaçlar sigara içmeyen yüksek tansiyonlu kişilerde, sigara içenlere oranla daha fazla etkili olmaktadır.
KAN BASINCI YÜKSEK OLAN BİR HASTANIN YAKINMALARI NELER OLABİLİR?
Daha önce de belirttiğimiz gibi hastaların çoğunun başlangıçta hiçbir yakınması yoktur ve ancak yapılan muayene sonucunda hipertansiyon saptanır.
Hipertansiyon nedeniyle hastayı doktora getiren nedenler üç grupta incelenebilir. Bunlardan birincisi doğrudan kan basıncı yüksekliğine bağlı olan yakınmalardır.
Baş ağrısı, genel olarak kan basıncı yüksekliğinin bir belirtisi olarak düşünülmesine rağmen, ancak şiddetli hipertansiyon için karakteristik bir belirtidir. Hasta sabahları uyandığında ense bölgesinde ağrı hisseder ve günün ilerleyen saatlerinde ağrı kendiliğinden geriler.
Tansiyon yükselmesi sonucu ortaya çıkan diğer yakınmalar baş dönmesi, çarpıntı ve çabuk yorulmadır (Ancak tüm bu yakınmalara neden olan başka hastalıkların da bulunduğu akıldan çıkaralmamâlıdır).
Hastalığın damarlar üzerinde yaptığı harabiyet sonucu ortaya çıkan ikinci grup yakınmalar arasında burun kanaması, idrarla kan gelmesi; gözdibinde bulunan damarlardaki değişikliklere bağlı olarak görme bozukluğu, beyin kanlanmasının geçici olarak bozulmasından ötürü başdönmesi; göğüs ağrısı ve kalp yetersizliğine bağlı olarak nefes darlığı sayılabilir.
Üçüncü grup ise, nedeni bilinen hipertansiyonda, yüksek tansiyona yol açan esas hastalığa ait belirtilerdir.Çok idrara çıkmak, çok su içmek, kas güçsüzlüğü, kilo artışı, aşırı terleme, nöbetler halinde gelen başağrısı bunlar arasında sayılabilir. Ancak hastalığın diğer belirtileri gözönünde bulundurularak, tanı konması ve hipertansiyon tedavisiyle birlikte esas hastalığa yönelik tedavi yapılması mümkündür.
KAN BASINCI DEĞERLERİ OYNAMA GÖSTERİR Mİ?
Arter basıncı normal veya yüksek basınçlı da olsa çoğu kişide oynamalar gösterir. Bu vücudun dış etkenlere gösterdiği fizyolojik bir cevaptır. Genellikle normal tansiyonlu olan, ancak zaman zaman yüksek tansiyon gösteren kişiler oynak hipertansiyonlu olarak kabul edilmektedir. Oynak hipertansiyonluların da bir hipertansiyonlu olarak kabul edilmesi ve ileride hipertansiyonun yerleşmesini önlemek amacıyla gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.
BAŞLANGIÇTA ÇOĞUNLUKLA HİÇBİR BELİRTİ VERMEYEN HİPERTANSİYON TEDAVİ EDİLMEDİĞİNDE NİÇİN ERKEN ÖLÜMLERE YOL AÇMAKTADIR?
Hipertansiyon, tedavi edilmediğinde, başlıca kalp, böbrek ve beyin üzerinde hasar yapmaktadır.Aşırı bir yüke karşı çalışan kalp kası önce kalınlaşır, daha sonra artık kanı pompalayamayacak hale gelir. Kalp yetersizliğine neden olur. Kalp kasının büyümesi, kalbin Oz gereksinmesini artıracağından kalp krizleri yani infarktüsler görülebilir.
Beyin damarlarındaki değişiklikler sonucu beyin kanamaları ortaya çıkabilir.Böbreklerdeki harabiyet ileri dönemde böbrek yetmezliğine neden olabilir.
HİPERTANSİYONLU BİR HASTA NASIL TEDAVİ EDİLEBİLİR?
Hipertansiyon tedavisinde, ilacın yanı sıra, alınacak genel önlemlerde büyük önem taşımaktadır. Aşırı tuz ve alkol alımının kısıtlanması, düzenli egzersiz ve sağlıklı diyet, stresin giderilmesi, aşırı kiloların azaltılması, sigaranın bırakılması hipertansiyonun önlenmesine ve tedavisine büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır.
Kan basıncı tüm bu önlemlere karşın yüksekse, ilaç almak gerekir.
Tedavide başarılı olmak için en önemli etken ilacın önerilen dozda ve zamanında alınmasıdır. Bazı hastalar tansiyonlarının yükseldiğini sandıkları anda ya da yaptırdıkları ölçüm sırasında yüksek bulunduğu zaman ilaç almaktadır. Hipertansiyon hastası, sadece tansiyonu yüksek olduğunda ya da kendini kötü hissettiğinde ilaç almasının ileride zararlı olacağını bilmelidir. Her gün ilaç almanın kendini sağlıklı hisseden bir kişide bıkkınlığa neden olması doğaldır. Bu nedenle hipertansiyon tedavisinde hasta-hekim ilişkisi büyük önem taşımaktadır.Hipertansiyon saptanan bir hastanın hangi ilaçtan daha çok yararlanabileceği hekim tarafından belirlenmelidir. Gelişigüzel eczaneden veya bir başkasından alınan ilacı kullanmak zararlı olabilir.
HİPERTANSİYON TEDAVİSİNDE GÖZÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ HUSUS NEDİR?
Hipertansiyon, uzun süreli tedaviyi gerektiren bir sağlık sorunudur. Bu nedenle verilecek ilaçların hastanın yaşam kalitesini değiştirmeyecek, mümkün olduğunca yan etkisi az ve kolay kullanılabilir nitelikte olması gerekmektedir.

Son yorumlar
6 gün 10 saat önce
3 hafta 1 gün önce
6 hafta 1 gün önce
10 hafta 2 gün önce
10 hafta 2 gün önce
15 hafta 1 gün önce
15 hafta 3 gün önce
15 hafta 4 gün önce
16 hafta 11 saat önce
17 hafta 1 gün önce