Evlilikte Cinsel Serüvenler
En içten cinsel serüvenler, mutlu evliliklerde yaşananlardır. Bu bakış, genel inanışa ters düşecektir kuşkusuz. Ama genel inanış zaten şu klişelerden ibarettir: Evliliklerde seks, cinsel çekimin iyice azaldığı sıradan bir ilişkiye dönüşür. Başarılı, mutlu bir cinsel beraberliğe evlilik kurumunda çok az rastlanır...
Cinsel serüvenler dendiğinde aklınıza ne geliyor? Kışkırtıcılığın kısır döngüsünde bir kadının odasından diğerine koşturan Don Juan mı ? Ya da onun "çağdaşı", garsoniyerinde bir taş bebeği uğurlayıp diğerini karşılayan playboy mu? Cinsel serüven, bir başkasının karısıyla otel odalarındaki kaçamak buluşmalar mıdır? Yoksa, iş gezisi için gidilen yabancı kentte, bir telekızla geçirilecek pahalı saatler mi?
Bütün bunlar, cinsel serüven kavramının ilk akla getirdikleri. Ama pek çoğumuz bütün bunlara "tenezzül etmeyecek" kadar incelmiş olduğumuzu düşünürüz. Biliriz ki, Don Juan, cinsel doyumu elde edemediği ve "veremediği" için aşktan aşka koşardı. Playboy'un aslında, ergenlik düşlerini süsleyen posterlerden fırlamış sarışın sevgilileri ve lüks "zevk evi" ile, Hollywood fantezisinden ibaret bir "karton karakter" olduğunu da biliriz. Ucuz bir motel odasındaki ya da pahalı bir otel süitindeki kaçamakların ise, bir an önce unutulmaya çalışılan "tatsız bir sarhoşluk anı" olduğunun farkındayızdır.
Gerçekte bunların hiçbiri cinsel serüven değil. Bunların hiçbiri insanın ruhunu ve duygularını tazeleyen deneyimler olamaz. En heyecanlı başlayanları bile, bir hoşnutsuzluk ve sıkıntı duygusuyla sonuçlanırlar. En içten cinsel serüvenler, mutlu evliliklerde yaşananlardır.
Bu bakış, genel inanışa ters düşecektir kuşkusuz. Ama genel inanış zaten şu klişelerden ibarettir: Evliliklerde seks, cinsel çekimin iyice azaldığı sıradan bir ilişkiye dönüşür. Başarılı, mutlu bir cinsel beraberliğe evlilik kurumunda çok az rastlanır... Evlilikte seks, pek çok kişinin kafasında, bedenin karşı konulamaz dürtülerinin sürüklediği "ikinci sınıf" bir doyumdur.
Bu genel inanmışın nedenlerini anlayabilmek için toplumun "aynasına" bakmak yeter. Çağdaş edebiyat, sinema, tiyatro ve medya bu imajı yaratmakta ve beslemektedir. Hangisinin kahramanları, birbirine aşık evli kişilerdir? Düğün gecesini bir yana bırakırsanız, hangi çağdaş romanda ya da filmde tutkulu bir cinsel beraberlik yaşayan kaç evli çifte rastladınız? Hatta, evli olsun olmasın, kırk yaşını aşmış kişilerin aşkının işlendiği kaç yapıt sayabilirsiniz?
Evlilikte seks bu kadar tatsız mıdır ki, yazar da okuyucu da bucak bucak kaçar! Ne yazık ki böyle bakıyoruz ve evlilik yeminiyle birlikte cinsel serüvenlere "elveda" diyoruz. Bu, öylesine güçlü bir klişe ki, pek çok mutlu çift bir "veri" olarak kabul edip, bu yüzden kendilerini evlilikte aşktan yoksun bırakıyorlar. Edebiyatın, evlilikteki seksten kaçmakta ve evlilik dışı seksi sonsuz bir tutku olarak göstermekte kendince nedenleri var kuşkusuz "Karışıklık" olmadan tansiyon da olmaz! Erkekle kadın birbirlerinin kollarına atıldığı zaman oyun bitmiş demektir. Evli çiftler, ancak büyük dertler, tehlikeler karşısındayken birbirlerini delice çekerler; aksi takdirde anlatacak öykü yoktur. Mutlu kişiler hakkında, "mutlu olduklarından" başka ne söylenebilir ki!
Medyanın yarattığı efsaneleri taklit etmeye koşullandırılıyoruz. Çağımızda seksin kışkırtıcı olabilmesi için "gayrı meşru" olması gerekiyor. Aynı kişiler evli olsalar, kışkırtıcı olmaya gerek duymayacaklardır. İşte süpersonik çağ! Belki de teknolojik bir buluşla, hazır çorbalar gibi, evlilikte seksi paketlenmiş, otomatik hale getirilmiş bir biçimde yaşamak isteyeceğiz...
Pek çok yeni evli çift, seksin bu toplumsal portresiyle şaşkına dönüyor. Akranlarının ya da kendilerinden yaşlı çiftlerin aşkla seksi birbirinden ayırdıklarını görüyorlar; çünkü onların evliliğe ilişkin duydukları, daha çok, terapistlerin bozulmaya yüz tutmuş evlilikler için verdiği öğütler oluyor.
Peki, sorumuza geri dönersek, nedir cinsel serüven denen şey?
"Serüven" sözcüğünün insanoğlunun yaşamındaki öteki anlamını biliyoruz. Yeni ve denenmemiş olanı tatmak, beklenmeyenle yüz-yüze gelmek, sürpriz yaşamak... Robert Louis Stevenson için bu, "bedeni ve zihniyle dünyanın bir ucundan ötekine gitmek, ülkeler görmek, gece yarısı baykuşların ötüşünü dinlemek, bir yangını izlemek için bir mil koşmak ya da bir oyunu alkışlamak için tiyatroda günboyu beklemek"tir...
Evlilikteki anlamıyla cinsel serüven, erkekle kadının arasındaki sürprizlerle ve hazlarla dolu, ama aynı zamanda "incelikli" bir aşk alışverişidir.
Aslında serüvende bu "incelikli" olma özelliği hep vardır, ilkel insanlar serüvenci değildi. Onlar, yaşamlarını sürdürebilmenin zorlu mücadelesini veriyorlardı. Ne zaman ki insanoğlu kendisini güvende hissetti; yaşamının öncelikleri olan barınağa, yiyeceğe ve belli düzeyde konfora kavuştu, bu kez enerjisini ve merakını serüvene yöneltti.
Kültürel ve cinsel serüvenlerin o büyük çağı, Rönesans, açlığa ve vebaya yenik düşmemek için verilen yüzlerce yıllık mücadelenin ardından gelmişti. Güvenlikle birlikte, insanlığın yaşamında sanat ve sofistike cinsellik çiçek açtı. Benzer biçimde, eşler, aşklarında güvenliğe kavuştuklarını ve evliliklerinin badireleri atlattığına inandığı zaman, cinsel yaşamlarında serüvenci olurlar.
Günümüzün cinsel serüvencileri, sorunlarından sıyrıldıkları zaman erotik bir yaşamın varlığını ve bu yaşamın sonu gelmez bir yolculuk olduğunu fark edeceklerdir. Bu yolculukta, monotonluk kırılacak, gündelik yaşamın sıradanlıkları aşılacaktır. Bir kez yolculuğa çıkıldığında, aşk için yeni yollar, yeni mekânlar, yeni zamanlar keşfedilecektir. Cinsel aşkın, tükenmeyen bir hazine ve nefes kesen bir sanat olduğunu göreceklerdir.
Doğal aşkı bulanlar ve günümüz evliliklerinin sıkıntısından kurtulabilenler yalnızca serüvencilerdir.
Jerome ve Julia Rainer

Son yorumlar
9 hafta 1 gün önce
9 hafta 1 gün önce
11 hafta 2 gün önce
11 hafta 3 gün önce
12 hafta 3 gün önce
13 hafta 12 saat önce
13 hafta 1 gün önce
18 hafta 4 gün önce
19 hafta 2 gün önce
20 hafta 3 gün önce